🎑 Süleyman Demirel Ecevit Halk Çocuğu
F8oJ. süleyman demirel ıspartayı şaha kaldıran yanıbaşındaki burdura zırnık koklatmayan unutulmaz devlet adamı kısa yol 1132 bekiraygun beğendim 1 şikayetçiyim Bir Erbakan gibi, bir yazıcıoğlu gibi bir türkeş gibi halkın katıldığı bir cenaze töreniyle değilde ancak Devlet merasimiyle cenazesi kaldırılabilen cumhurbaşkanımızdır. kısa yol 1908 sinem karlı beğendim 1 şikayetçiyim halkın katılmadığı bir cenaze töreniyle cenazesi kaldırıldığı iddia edilen başka birinin cenazesini izledim demek ki. kısa yol 1513 maskov87 beğendim 1 şikayetçiyim bugün güniz sokaktaki evininin karşındaki hacı arif beyde iftar yaptığım kişidir. kısa yol 2309 yiğithoca beğendim 1 şikayetçiyim 6 mayıs 1972 de idam edilen deniz gezmiş, hüseyin inan ve yusuf arslan'ın idam kararlarının tbmm'de oylanması sırasında idamlara evet kampanyasının başındaki siyasetçi. kısa yol 1034 dinozorus beğendim 1 şikayetçiyim Petrol vardı da biz mi içtik diyen , sağ görüşlü siyasetçi ve eski cumhurbaşkanlarımızdandır. kısa yol 1552 not hingness beğendim 1 şikayetçiyim LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTEBİLEN YEGANE KİŞİLERDEN BİRİDİR. kısa yol 2223 HAYAL00 beğendim 1 şikayetçiyim Türkeş Türk çocuğu, Ecevit halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu, biz şey çocuğu muyuz diyen Türkiyenin klilometre taşlarından bir tanesi olan önemli siyaset adamıdır. Allah rahmet eylesin kısa yol 2331 telefoncu sedat beğendim 1 şikayetçiyim ege bir yunan gölü değildir. ege bir türk gölü de değildir. binaleyh, ege bir göl de buluttur. akı da buluttur garası da. binaleyh üzerine gonuşmaya değmez. diyen kapatalım da millet bizimi içsin. bunu farklı bir şekilde söylemiştir. biz değiştirdik.. gülücükallah rahmet eylesin. her iki sözünden biri binaleyh idi. kısa yol 2354 hamitilazi beğendim 1 şikayetçiyim ''genelevleri kapatalım da millet bizi mi şey etsin'' diyen duayen siyasetçi. ruhu şad olsun dediğimdir. kısa yol 2359 Sheriff. beğendim şikayetçiyim Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.
Türkeş Türk çocuğu, Ecevit halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu, biz o… çocuğu muyuz? Bana Türkiye’nin durumunu bir kelimeyle anlatın derseniz “iyidir” derim. İki kelimeyle anlatın derseniz “iyi değildir” derim. Bize plan değil, pilav lazım. Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz. Aslana hüviyet sorulmaz demişler. Kimlik taşımam. Ege bir Yunan gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir. Galibiyetin sahibi çoktur, mağlubiyetin sahibi yoktur. Yenilgi yetimdir. İcabı olup olmadığı tartışılabilir. Ama icabı varsa feminizm fevkalade güzel bir şeydir. Mizah bir yumruktur, ne zaman kime vuracağı belli olmaz. Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz. Memlekette petrol vardı da şerbet yapıp biz mi içtik? Yağmur yağarken “ben ıslanmam” diyemezseniz. Devlet bazen rutinin dışına çıkabilir. Bulut buluttur, bulutun akı da buluttur garası da, binaaneleyh, üzerine gonuşmaya değmez. Elektriğin komünisti olur mu? Yazın biz Bulgaristan’dan elektrik alıyoruz. Kışın Bulgaristan bize elektrik veriyor. Üzülmeyin çocuklar, üzülmeyin. Ben bir işe girersem adamı anasından doğduğuna pişman ederim. Yollar yürümekle aşınmaz. Bana “Milliyetçiler adam öldürüyor” dedirtemezsiniz. Bugün sağ tedhişçi diye bir şey yoktur. Türkiye’de sol tedhişçi vardır, sağ tedhişçi diye bir şey yoktur. Adam öldüren yok yani. Ağca hapisaneden nasıl kaçmıştır.? Hapishaneler yol geçen hanına dönmüştür. Hapishanelerden pek çok kişi kaçmıştır. Ağzını kapatacaksın! Ders verimi düşük oluyor. Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim. Ben bir gün evimde otururken Çankaya’ya çıkayım diyerek çıkmadım. Binaenaleyh, öküzün altında buzağı aramanın manası yoktur. Binaenaleyh Türkiye’nin altı çürüktür, Türkiye’nin altı çürüktür diye bırakıp gidecek değiliz, bununla yaşamasını öğreneceğiz. Bulun 226’yı düşürün hükümeti. Bu düzen böyle giderse elbet birileri çıkar şapkayı giyer kırata da biner. Başörtüsüyle okumak isteyenler Suudi Arabistan’a gitsin. Biz özel televizyonlara “hür olun” dedik. “Çıplak olun” demedik ki?! Çaya yapılan zam değildir. Kalite ayarlaması yapıldı. Çayın kalitesi yükseltildi. Darbe Komisyonu’na ben ifade veriyor değilim. Eğer Darbe Komisyonu ifade almak istediğini söyleseydi ben kabul etmezdim onu. Ben devletin işlerini zorlaştırmam, kolaylaştırırım. Bilgi istiyorsanız verdik bilgi ama o kadar çok bilgi alındı ki sağdan soldan bunun içerisinden nasıl çıkılacağını doğrusu ben de merak ediyorum. Ama söylüyorum inşallah Darbe Komisyonu bu görevini bir tahkikat komisyonu haline getirmez. Devlet seçim sonuçlarına göre gereken tedbirleri alır. Dört kaz teslim etsen, akşama üçünü kaybedip gelir. Esasen Suriye, Türkiye’ye karşı açık bir husumet politikası izlemektedir. PKK terör örgütüne aktif destek sağlamayı sürdürmektedir. Tüm uyarılarımıza rağmen hasmane tutumundan vazgeçmeyen Suriye’ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu, sabrımızın taşmak üzere olduğunu bir kere daha dünyaya ilan ediyorum. Fırat’ın kenarındaki bir kuzudan ben sorumluyum. Fiyatlar günden güne artıyosa memlekette pahalılık var demektir. Gap’ı kimseye gap diye gaptırmam. Herkes benim gibi dün dündür bugün bugündür’ deyip işin içinden çıkamaz! İşsizlikten kurtulmak istiyor musunuz ? Takılın peşimize. Kim ödeyecek 350 Milyar Lira zararı? Ben öderim diyen bir babayiğit çıksın göreyim, devlet öder diyen çıksın göreyim. Nereden öder devlet 350 milyar lira zararı? Kan döken insanlar “biz kan dökmekten vazgeçtik” derlerse, “iyi yaptınız, alın size bir mükâfat verelim” denmesi mümkün değil. Kan döken insanlara “aman vazgeçmeyin, kan dökmeye devam edin” demek de mümkün değil. Kan döken insanlar bundan vazgeçerlerse, “bu iyi olmadı” demek de mümkün değil. Memleket meseleleri bir parkta oturarak halledilseydi, çok büyük bir park yaptırır hep beraber içinde otururduk. Neden çifte vatandaşlık verecekmişiz? Kendilerini Türk hissediyorlarsa gelip Türkiye’ye yerleşsinler. Ne yabancı sermayesinden bahsediyorsunuz? Kasaplığı Türkiye’de vatandaşın elinden almaya kalkmışsınız, ne sermayesi gelir Türkiye’ye? Çırpınır durursunuz. Onbir Eylül 1980 günü, Sıkıyönetim’e rağmen ülkenin her yerinde oluk oluk kan akıyordu. Nasıl oldu da 24 saat sonra her tarafta silahlar sustu ve her yer sütliman oldu ? Siyasi hakları vermek görevimizde, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni rencide ettirmemek görevimiz değil mi? Tespih çeken elle tetik çeken el bir olmaz. Turgut Özal’ın başkaları tarafından öldürüldüğü iddialarının hiçbirisine katılmıyorum. Ben katılmam, eğer öyle bir durum varsa bulur çıkarırlar. 19 sene bulunup çıkarılmamış şimdi dahi bulunup çıkarılması geç değildir. Artık o görev adaletindir, başkasının değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni her gün idareyi devralmaya davet edenlere şunu sorarız O zaman yurt savunmasını kim yapacaktır? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin rejimin ve cumhuriyetin bekçiliği görevini bırakıp idareyi ele alması halinde, bizatihi korumakla mükellef oldukları rejim, cumhuriyet ne hale gelir? Yapamazsın onu, oraya girmeyin hiç! Bak bir şey söyleyim; Çanakkale’ye giden 250 bin kişinin de anası-babası vardı!
Altı muhalefet partisinin Bilkent Deklarasyonu’nu imzalamaları sonrası, gözler Cumhurbaşkanlığı adaylığına çevrildi. Kulislerde CHP’nin eski genel başkanlarından Hikmet Çetin’in ismi gündeme geldi. Bu iddiaların ardından Hikmet Çetin kimdir, aslen nereli, kaç yaşında soruları merak konusu oldu. Abone ol Altı muhalefet partisinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni'ni imzalamaları sonrası, gözler Cumhurbaşkanlığı adaylığına çevrildi. Kulislerde CHP’nin eski genel başkanlarından Hikmet Çetin’in ismi gündeme geldi. Bu iddiaların ardından Hikmet Çetin kimdir, aslen nereli, kaç yaşında soruları merak konusu oldu. Başbakan yardımcılığı görevini sürdüren Çetin, birçok hükûmette görev almıştır. Peki, Hikmet Çetin kimdir? Hikmet Çetin kaç yaşında, nereli? Hikmet Çetin mesleği nedir? Hikmet Çetin hayatı ve biyografisi nedir? İşte detaylar haberimizde… Hikmet Çetin 1937, Lice, Türk siyasetçi, devlet adamı ve eski Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı. CHP Genel Başkanlığı görevini Şubat 1995 - Eylül 1995 tarihleri arasında sürdürmüştür. Mart 1995 - Ekim 1995 ve Ekim 1978 - Kasım 1979 tarihleri arasında Başbakan yardımcılığı görevini sürdüren Çetin, birçok hükûmette görev almıştır. İlk defa 1977 Türkiye genel seçimleri'nde İstanbul milletvekili olarak meclise giren Çetin, 1978 - 1979 yılları arasında Bülent Ecevit tarafından kurulan koalisyon hükûmetinde başbakan yardımcısı olarak yer almıştır. 12 Eylül Darbesi ile partisi kapatılmıştır. Ardından 1987 Türkiye genel seçimleri'nde Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den Diyarbakır milletvekili olarak meclise girmiştir ve partide birçok üst düzey görevde bulunmuştur. 1991 Türkiye genel seçimleri'nde Gaziantep milletvekili olarak meclise girmiştir ve 3. defa seçilmiştir. Süleyman Demirel tarafından kurulan koalisyon hükûmetinde Dışişleri bakanı olarak yer almıştır. Şubat 1995'te yapılan CHP ile SHP'nin birleştiği CHP kongresinde genel başkan olarak seçilmiştir ve bu görevini Eylül ayına kadar sürdürmüştür. 1997 yılında meclis başkanı olarak seçilmiştir ve bu görevini 1999 Türkiye genel seçimleri'ne kadar sürdürmüştür. Seçimden sonra bir süre Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e dış politika alanında başdanışmanlık yapan Çetin, 2003-2006 yılları arasında NATO Afganistan Kıdemli Sivil Temsilcisi olarak görev yapmıştır. Bir süre Mustafa Sarıgül tarafından kurulan Türkiye Değişim Hareketi içinde yer almıştır. Erken yaşamı Hikmet Çetin 1937 yılında Diyarbakır'ın Lice ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Lice'de, ortaöğrenimini Ankara'da tamamladı. 1960'ta Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü'nden mezun olduktan sonra Devlet Planlama Teşkilatı'nda DPT uzman yardımcısı olarak göreve başladı. DPT'de çalıştığı sıralarda incelemeler yapmak üzere ABD dahil birçok ülkeye gönderildi. ABD'de Williams College'de kalkınma ekonomisi üzerine master yaptı. 1968 yılında ABD'de Kaliforniya eyaletinde Stanford Üniversitesi'nde planlama modelleri üzerine araştırma çalışması yaptı. Askerlik görevini 1970 yılında tamamladıktan sonra 1977 yılına kadar DPT'de İktisadi Planlama Dairesi Başkanlığı görevinde bulundu. Bir süre ODTÜ'de yarı-zamanlı hocalık yaptı. Siyasal yaşamı 1977 genel seçimleri'nde Cumhuriyet Halk Partisi'nden CHP TBMM'ye İstanbul milletvekili olarak girdi ve 1978 - 1979 yılları arasında devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak görev yaptı. 29 Kasım 1987'de yapılan genel seçimlerde Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den SHP Diyarbakır milletvekili olarak yeniden TBMM'ye seçildi ve meclis grup başkan vekilliği ve genel sekreterlik dahil olmak üzere partide birçok üst düzey görevde bulundu. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimlerde 3. kez milletvekili seçildi ve parlamentoya Gaziantep Milletvekili olarak girdi. 20 Kasım 1991 tarihinde Süleyman Demirel'in başkanlığında kurulan DYP-SHP koalisyon hükûmetinde dışişleri bakanı olarak atandı. Tansu Çiller tarafından Haziran 1993'te kurulan 2. DYP-SHP kolisyon hükûmetinde bu görevini muhafaza etti. 27 Temmuz 1994 tarihinde Dışişleri Bakanlığı'ndan istifa etti. Şubat 1995'te CHP ile SHP'nin birleştiği kurultayda CHP genel başkanlığına seçildi, bu görevi aynı yılın eylül ayına kadar devam ettirdi. 1995 genel seçimleri'nde Gaziantep milletvekili seçildi. 16 Ekim 1997'de seçildiği TBMM Başkanlığı görevini 1999 genel seçimleri'ne kadar sürdürdü. Daha sonra Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e dış politika alanında başdanışmanlık yaptı. 2004 Ocak ayında NATO'nun Afganistan'daki Kıdemli Sivil Temsilcisi görevini üstlendi. Bu görevini 2006 Ağustos ayında tamamladı. CHP içinde Deniz Baykal'a karşı muhalefette yer alan Çetin, bir süre Mustafa Sarıgül'ün liderliğindeki Türkiye Değişim Hareketi TDH içinde yer aldı. Hikmet Çetin, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Danışma Kurulu üyesidir.
Haberler > Süleyman Demirel'in Dillere Dolanan Meşhur Sözü ''Dün Dündür Bugün Bugündür''ün Hikayesi - 1227 Rahmetli Cumhurbaşkanı ve Başbakanlarımızdan Süleyman Demirel'in neredeyse bir atasözü veya deyim haline gelen bu lafını Türkiye'de duymayan zannederiz ki çok az kişi mevcuttur. Peki bu meşhur sözün nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz? Genç yaşta siyasete atılan Demirel, Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü'nün başlattığı Demokrat Parti ekolüne adapte olmuştu. Fotoğrafta Süleyman Demirel, Celal Bayar'ın solunda Süleyman Demirel, 1960'tan sonra tarihe intikal eden Demokrat Parti'nin devamı niteliğindeki Adalet Partisi'nin başkanlığı ve daha sonra da başbakanlık ile Türk siyasetinde kendine sağlam bir yer edindi. Demokrat Parti sonrasında Türkiye'de sağ seçmenin ilk adresi Adalet Partisi ve Süleyman Demirel olmuştu. 12 Mart 1971'de ordu ikinci defa, bu sefer bir muhtıra ile Türk siyasetine el atıyordu. Oysa meclis bu defa askerlerin emirlerini uygulamaya hiç de niyetli değildi. Askerler, görev süresi biten Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın yerine Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'in seçilmesini istiyorlardı. Oysa meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iki partinin lideri, Demirel ve Ecevit buna izin vermediler. İşte Süleyman Demirel'in bugün dahi hafızalardan silinmeyen o meşhur sözü de tam bu zeminde ortaya çıktı. Faruk Gürler'in yerine Genelkurmay Başkanı olan, Semih Sancar ile Demirel'in gizlice görüştüğü söylentisi ortaya atılmıştı. Gazeteciler, Demirel'den hayır cevabını alınca Semih Sancar'a giderek ''Efendim siz her parti lideriyle görüşüp de Sayın Demirel ile görüşmediniz mi? '' diye sordular. Sancar ise buna karşılık ''Hayır canım, dün görüştük ya!'' diyerek ağzından sırrı kaçırdı. Bunun üzerine gazeteciler tekrar Süleyman Demirel'e gelip olayı anlattılar ve ''Efendim daha dün görüşmedik demiştiniz.'' dediler. İşte Demirel bunun üzerine gazetecilere o meşhur sözü fısıldadı ''Efendim dün dündür, bugün bugündür. '' Sonrasında ise hem askeri kanadın hem de siyasilerin uzlaştığı bir isim Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı seçildi. Böylece 12 Mart Muhtırasının baskısı meclisin üzerinden kalktı. Süleyman Demirel'in o devirde sarf ettiği meşhur sözü ise günümüze kadar ulaştı.
süleyman demirel ecevit halk çocuğu