🦛 Diğer Kutsal Kitaplarda Hz Muhammed

İncil Hz. İsa (as)’dan sonra O’na inana ve Havari denilen kişiler tarafından yazılmıştır. 4- Kur’an-ı Kerim: Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed (sav)’e gönderilmiş olan en son kutsal kitaptır. Kutsal kitaplar içerisinde aslını koruyan ve kıyamete kadar koruyacak olan tek ilahi kitaptır. Kur’an-ı Kerim diğer kitaplar Hz.Muhammed'in gerçek hayat öyküsünün de okurlara sunulması gerektiğine, çünkü dünya tarihi boyunca gelmiş geçmiş en önemli insanlardan biri ol­duğuna inanıyordum. Çoğu kişi benim gibi kafir bir kadının sevgili peygamberleri hakkında yazma cüretini göstermesi karşısında Müslümanların sert tepki vereceğine Hz. MUhammed (sav) örneğinde olduğu gibi diğer tüm peygamberlerin de görevi tebliğ ve davetten ibarettir. Hiçbirinin tahrim yani haram ve helal belirleme yetkisi yoktur, din adına kural koyamazlar, kendilerine vahyedilen dini tam ve doğru olarak aktarır ve yaşayarak gösterirler. Etiketler diğer kitaplarda Hz.Muhammed, Dört Büyük Kitapta Hz Muhammed, Hz.Muhammed (a.s.m), İncil, Tevrat, zebur Yorum Bırakın Cancel reply Your email is never published nor shared. İSANIN YERYÜZÜNE DÖNÜŞÜ. Hz. İsa'nın gelişi konusu Hıristiyanlık için çok önemlidir. Bunun sebebi Kitab-ı Mukaddes'i oluşturan Eski Ahit (Tevrat ve Musevilerin diğer kutsal yazıları) ve Yeni Ahit'te (dört İncil ve diğer risaleler) ahir zaman ile ilgili açıklamaların olmasıdır. Özellikle Hz. O dikkatle dinledi.” (İşaya xxı, 7) Burada peygamber İşaya tarafından bildirilen iki biniciden merkep üzerinde olanı Hz. İsa dır (a.s.). Çünkü İsa peygamber, Kudüs'e bir merkep üzerinde girmiştir. Deve üzerinde olan kişiyle de, Peygamber Efendimize (s.a.v.) İşaret edildiği açıktır. Efendimiz (asv) Medine'ye girişte İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi. Genel olarak Hz. Muhammed’in nübüvvetini, özel olarak da önceki kutsal kitaplarda O’nun (sav) peygamberliğini müjdeleyen metinler “Beşâiru’n-Nübüvve” terimiyle ifade edilmektedir. Beşâir, “sevinmek ve sevindirmek” anlamındaki “beşr” kökünden türeyen ve “sevindirici haber Onu benim ümmetim yap.’ Allah buyurdu ki: ‘O, Muhammed ümmetidir. İhtar: “Muhammed” ismi, o kitaplarda Müşeffah ve el-Münhamennâ ve Himyâtâ gibi Süryânî isimler suretinde, “Muhammed” mânâsındaki İbrânî isimleriyle gelmiş. Yoksa sarih “Muhammed” ismi az vardı. 3Beklenen Mesih Hz. İsa değil Hz. Muhammed'dir. 4-Hz. İsa çarmıha gerilmemiş, Yahuda İskariyoth adında biri ona benzetilmiştir. Kur'an'ı Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Özellikler: O, Peygamberimiz'e diğer kutsal kitaplarda olduğu gibi toptan değil, zamanın ve olayların akışına göre âyetler ve sûreler halinde ttZ0. dedesi Abdülmuttalib oğlu Abdullah’ı neden kurban etmek istedi? Araya kimler girdi? Cahiliye döneminde Araplar neye insan kurban ederdi? İnsanoğlu kaç bin yıldır kurban kesiyor? İlk kurbanlar nelerdi? Türkler kurban olarak ne keserdi? Kutsal kitaplarda kurban nasıl anlatıldı? Hz. Muhammed ne keserdi? İşte bir Kurban Bayramı yazısı… Yahudi dininin kurucusu Hz. İbrahimin oğlunu kurban etmek istemesini herkes bilir sanırım Hz. İbrahim’in karısı Sara’dan çocuğu olmuyordu. Tanrı’dan bu konuda yardım istedi. Rüyasında, Tanrı bu isteğinin yerine geleceğini, zürriyetinin gökteki yıldızlar kadar çok olacağını bildirdi. Tevrat, Tekvin 15/1-5 Sara, Hz. İbrahim’i, Mısırlı cariyesi Hacar ile evlenmeye ve ondan çocuk sahibi olmaya ikna etti. “Ve Hacar İbrahim’e bir oğul doğurdu; adını İsmail koydular”. Tevrat, Tekvin 16/15 Bir süre sonra Hz. İbrahim’in Sara’dan da bir oğlu oldu; adına İshak ismini verdiler. Ve Tanrı İbrahim’i sınamak istedi “Allah İbrahim’i deneyip ona dedi Ey İbrahim! Sevdiğin biricik oğlunu, İshak’ı al ve Moriya diyarına git, dağlardan biri üzerinde onu kurban olarak takdim et.” Tevrat, Tekvin 22/1-2 Tevrat’ta ve İncil’de, Hz. İbrahim’in, ilk karısı Sara’dan olma oğlu İshak’ı kurban seçtiği belirtilir. Kur’an’da ise hangi oğlunun seçildiği belirtilmez. Fakat Anadolu Müslüman halkına göre kurban; İsmail’dir. Sonuç olarak, Hz. İbrahim’in oğlunu kurban olarak sunma girişimi Tanrı tarafından takdir edildi ve Hz. İbrahim oğlu yerine koç kurban etti. Benzerini cahiliye döneminde Hz. Muhammed’in dedesi Abdülmttalib de yaşadı; adak adadığı oğlu Abdullah’ı kurban etmek istedi! Şöyle… İslam kaynaklarına İbn İshak, İbn Hişam göre, Abdülmuttalib, zemzem suyunun kazılması sırasında zorluklarla karşılaştı. “Eğer on oğlum olursa ve bunlar kendini koruyacak yaşa gelirse, onlardan birini Kabe’nin yanında Allah için kurban edeceğim” diye adakta bulundu. yıllar geçti; Abdülmuttalib’in on oğlu oldu. Adağını yerine getirmek için on oğlu arasında kura çekti. Kurada kurban edeceği evladı -Hz. Muhammed’in babası- Abdullah çıktı. Ve Abdülmuttalib oğlu Abdullah’ı alıp Kabe’ye gitti. Fakat… Kureyşliler böyle bir adetin yerleşmesinden çekinerek Abdülmttalib’e engel olup Abdullah’ı kurtardı. Abdülmuttalib oğlu Abdullah yerine 100 deve kesti. Peki… İnsanoğlu’nun yaşamına kurban ne zaman girdi? Türklerde “Idhuk” Çeşitli kaynaklarda, kurban sözcüğünün aslının “korban” olduğu görülür. Arami dilinden Arapça’ya geçtiği belirtilir. Sözcük din yoluylada Türkçe’ye girdi. “Kurban” sözcüğü, İslamiyet’in Türkler arasında yayılmaya başladığı 9 ve 10’uncu yüzyılda Türk boyları arasında kullanılmaya başlandı. Orta Asya Türkleri kurbana “ıdhuk” ya da “idu” derlerken, Türkçe’de bu isim “adak” olarak çevrildi. “Idhuk” anlam olarak, “kutlu” ve “mübarek” demekti. Kurbanı konu olarak ilk ele alan, Antik Çağ Yunan düşünürü Platon oldu. ona göre kurban, “Tanrılara sunulan hediye” idi. Yine Antik Çağ düşünürlerinden Theophrastus kurban türlerini ilk sınıflandıran kişiydi Övgü kurbanları, teşekkür şükran kurbanları ve ölülerin ruhlarına sunulan kurbanlar. Ruh düşüncesi Animizm İngiliz antropolog Edward Burnett Tylora 1832-1917 göre; kurban, başlangıçta insanların kendilerini sevdirmek için doğaüstüne sundukları hediyeydi. Tanrılar yücelip dünyadan uzaklaştıkça, insanlar onlara hediye verme gereksinimi duymuştu. Böylece kurban kutsallaşmıştı ve gelenek haline gelmişti. İlkel Kültür Antropologlar, din kurumunun antropolojik açıdan incelenmesinin temellerini evrimci bir etnolog olan Taylor’un kuramı ile anlamaya çalıştı. Taylor din kurumunun ortya çıkışı ve evrim süreci ile ilgili olarak “animizm” kuramını ileri sürdü. Kurama göre din, ilkel insanın, bedeninden ayrı bir ruhu olduğu düşüncesine ulaşmasıyla ortaya çıktı. Erkek Hayvan Tarihe baktığımızda çeşitli toplumlarda kurban var… Sümerlerde 4 2bin, kurban ritüeli dinselden çok büyüsel içerik taşırdı. Tanrı heykelinin önüne ekmek, susam, şarap, tereyağı, bal gibi yiyecekler serpilip; Tanrı’ya ikram edecekleri bir sığırı öldürüp törene katılanlar arasında bir ritüelle paylaşılırdı. Hititlerde 1200, genellikle ilk ürün kurban olarak sunulurdu. Bu daha çok ilk mahsulü olan meyveler ya da bir yaşındaki hayvanlardı. Tabii belirli bir zamanda ve bir ritüelle kurbanlar sunulurdu. Kurbanlıkların kusursuz ve iyi durumda olmaları koşulu Hititler’de büyük önem taşıyordu. Antik Yunandaki 146 kurban ritüelleri iki türlüydü; biri, etinin hiç yenilmediği, tamamının tanrılara sunulduğu; diğeri ise, etinin bir kısmının tanrılara sunulduğu, kalan kısımlarının törene katılanlar tarafından yendiği ritüeldi. Örneğin, Olympostaki tanrılara daima gündüz, özellikle sabahleyin yüksekçe bir yer üzerinde yakılarak hayvan sunulur ve yarısı yenirdi. Oysa “sphagia” adı verilen kurban türü özellikle gece, alçak bir taş platform üzerinde tamamen yakılmakta ve kurban yenilmemekteydi. Eski Türk boylarında kurban için genellikle erkek hayvan tercih edilirdi. Kurban, belirli özellikler taşıyan at, koyun, deve, geyik türleri arasından seçilirdi. Öne çıkan bir diğer özellik ise; Kazak ve Kırgızlar sığır türünü kurban etmeyi tercik etmeleriydi. Peki… Kutsal kitaplarda kurban için ne yazıldı?… Üç Büyük Kitapta Kurban Tevratın Tora birinci kitabı olan Tekvin; insanoğlunun ilk atası kabul edilen Adem’i ve onun kaburga kemiğinden Nisa’yı nasıl yarattığının ve onların cennetten kovuluş öyküsünü anlatır. Şöyle… Adem ile Nisa’nın karı koca oluşlarının ardından ilk oğulları Kain, ardından ikinci oğulları Habil dünyaya gelir. Habil koyun çobanı, Kain ise çiftçidir. İlk oğul Kain, kardeşinin kurbanının Tanrı katında daha makbul bulunması sonucunda öfkelenerek kardeşini öldürür. Çünkü… Tevrat’ın Çıkış kitabında Tanrı’nın kurbanla ilgili sözleri şöyleydi “Bütün ilk doğanlar benimdir ve inekten ve koyundan, bütün hayvanların ilk doğan erkeklerin hesi benimdir. Ve eşeğin ilk doğanı için bir kuzu fidye vereceksin ve eğer fidye vermeyeceksen, o zaman onun boynunu kıracakın. Oğullarının bütün ilk doğanları için fidye vereceksin. Ve kimse önümde eli boş görünmeyecek.” Tevrat, Çıkış 34/19-20 Yahudiler, Hz. İbrahim ile insanı kurban etme yerine, hayvan kurban etmeyi tercih etti. İnsan kurbanına karşı ilk tepkiler, 8’inci yüzyılda Amos, İşeya, Hoşea’dan geldi. Günümüzde… Yahudiler, Mısır’dan çıkışı sembolize eden “Fısıh Bayramı” kutlarlar ve kuzu keserler; kumru ve güvercini bile kabul ederler ama ineği kurban olarak kabul etmezler. Kurbanı aile reisinin kesmesi adettir. Sabaha kalan etler yenmez. Hıristiyanlıkta kurban pek yok. Çünkü… Hz. İsa’nın yaydığı din, her ne kadar kendinden önceki peygamberlere dayansa da, kurbana pek ilgi göstermedi. Kan akıtılarak günahlardan arınılamayacağını belirten Hz. İsa, ümmetine kurban bağlamında kan akıtılmamasını öğütledi. Kur’an’da Kurban Kur’an-ı Kerim’de; kurban, Maide Suresi 27. ayet, Kevser Suresi 2. ayetinde ve Hacc Suresi 28, 34-35, 36, 37. ayetlerinde geçiyor. “Ey Muhammed! Onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat İkisi birer kurban sunsunlar, birininki kabuledilmiş, diğerinin ki edilmeyen, And olsun seni öldüreceğim’ deyince, kardeşi Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder’ demişti. Maide 5/27 Kur’an’ın Hacc Sursi’nde Allah, Hz. Muhammed’e insanları hacca çağırmasını söyledikten sonra 28. ayette kurbanla ilgili şu buyruğu iletti “Ta ki kendi menfaatlerine şahit olsunlar; Allah’ınonlara rızk olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.” Hacc 22/28 Keza “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.” Hacc 22/34-35 Bu ayette, Müslümanların kurban keserken diğer ümmetlere buyrulduğu gibi, Allah’ın adını anmaları; böyle yapıldığı takdirde kurbanın geçerli olacağı dile getirildi. Bu surenin 36. ve 37. ayetlerinde kesim işleminin nasıl yapılacağına dair açıklama da bulunuldu “İşte kurbanlık deve ve sığırları Allah’ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Bağlı halde keserken üzerlerine Allah’ın adını anın. Yan üstü düşüp ölünce yiyin, isteyene de istemeyene de verin. Şükrederseniz diye onları sizin buyruğunuza verdik. Bu hayvanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah’ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. Ey Muhammed! İyilik yapanlara müjde et.” Hacc 22/36-37 “Ey babacığım” Kur’an’da En’am Suresi 83. ayetinde ve Saffat Suresi 101-111. ayetlerinde Hz. İbrahim’in adı geçer. “İşte bunlar, bizim hüccetimizdir. Biz onu kavminin karşı koymasına rağmen İbrahim’e verdik. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hikmet sahibidir.” Enam Suresi, ayet 83 “Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik. Çocuk kendisinin yanı sıra yürümeye başlayınca, Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken, seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?’ dedi. Ey babacığım! Ne ile emir olunursa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin!’ dedi. Böylece ikisi de Allah’a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca, Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz, iyi davrananları böylece mükafatlandırırız!’ diye seslendik Doğrusu bu, apaçık bir denemeydi. Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik. Sonra gelenler içinde, İbrahim’e selam olsun!’ diye ona bir iyilik ün bıraktık. İşte iyileri böylece mükafatlandırırız. Doğrusu o inanmış kullarımızdandı.” Saffat Suresi, ayet 101-111 Hz. Muhammed’in kurbanı İslam’ın ikinci yılında; Hz. Muhammed bayram sabahları namazgahta halka Kurban Bayramı namazı kıldırdıktan sonra hazırladığı iki boynuzlu koçun birisini kendi ve ailesi için diğerini de ümmeti için kurban etti. Kurban sırasında. “Allah’ım bu sendendir ve sanadır” dedi ve bu hep sürdü… Kur’an’a göre; Sadaka-i fıtrı vermekle mükellef olan kimselere Kurban Bayramında kurban kesmek vacipti. Kurban Bayramı’nın ilk üç günü içinde kurban edilecek hayvanların kesilip kanı akıtılmalıydı. İslam inancında kurban; koyun, keçi, sığır ve deveden kesiliyor. Koyun ve keçiyi ancak bir kişi; sığır ve deveyi ise yedi kişi ortaklaşa kurban edebilirdi. Kurban edilecek hayvanların kusursuz, noksansız, güçlü, kuvvetli ve azaları tamam olması lazımdı. Kurban edilen hayvanı üçe taksim edip bir kısmını akrabaya, bir kısmını fakirlere ve bir kısmını da ev halkına yedirmek sevaptı. Fakir kimseler ise kestikleri kurbanın hepsini evlerinde barındırıp dağıtmayabilirdi. Bayramınız kutlu olsun… Soner Yalçın Sözcü Gazetesi 5 Ekim 2014 Hz. Muhammed’in Kitabı Mukaddes’te Tevrat, İncil, Zebur müjdelendiğine yönelik İslam âlimleri çalışmalar yapmışlardır. Bu hususta pek çok çalışma bulunmaktadır. Peki diğer dinlere ait kutsal kitaplarda da Hz. Muhammed’in müjdelendiğine yönelik çalışmalar bulunmakta mıdır? Hz. Muhammed’in Hinduizm, Budizm ve Zerdüştlük dinlerinin kutsal kitaplarında müjdelendiğine yönelik çalışmalar da bulunmaktadır. Bu dinlerin kutsal kitaplarında yer alan bazı kavramlar ve ifadeler üzerine odaklanılarak yapılan araştırmalara göre Hz. Muhammed bu kutsal kitaplarda da müjdelenmiştir. Peki, Hz. Muhammed’in müjdelendiğine işaret eden hususlar nelerdir? Hangi kavramlar ve ifadeler ona işaret etmektedir? Zerdüştlerin kutsal kitaplarından biri olan Zend Avesta’da Zerdüşt’ün nesebinden bir kişinin çıkacağı, bu kadının Kasava Gölünde yıkanacağı ve hamile kalacağı söylenmektedir. Kadın’ın “Saoşyant-âlemlere rahmet olan” ve Astvat-Prata-Övülmüş, Muhammed anlamına gelen kişiyi doğuracağı, bu kişinin Zerdüşt imanını koruyacağı, kötülüğü ve putlara ibadeti yok edeceği bildirilmektedir. Vendidad Fargard, 2; 4 Burada zikredilen Kasava Gölü, maddi bir göl olmaktan ziyade manen Kevser havuzu “biz sana Kevseri verdik” Kevser Suresi, 1. ile ilişkilendirilmiştir. Kevser ile kastedilenin de Kur’an olduğu ve hakikatin kaynağı olduğu ifade edilir. Zerdüşt kutsal metinlerinden Zend Avesta Zerdüşt kutsal metinlerinden bir diğeri olan Desatir’de yer alan bir mektupta 1. Sasan’ın mektubu ise Zerdüştlerin dinlerinin bozulduğunda Arabitan’dan bir adamın zuhur edeceği, onun takipçilerinin İran’ı fethedeceği ve yoldan çıkmış Perslileri idare altına alacağı belirtilmektedir. Tapınaklarda ateşe tapma yerine, ibadet ederken yüzlerini bütün putlardan arındırılan İbrahim’in Kâbe’sine döndüreceklerdir. Arap peygamberi takip edenler insanlara rahmet olacaklardır. Başka bir yerde onunla ilgili olarak şu ifadelerin yer aldığı ileri sürülür “Adı muzaffer, Saoşyant ve Astvat-Prata olacak olan, o SaoşyantÂlemlere rahmet olacaktır, çünkü bütün insanlara hayır getirecektir, o Astvat-Prata Övülmüş olacaktır. Çünkü o bedenli bir yaratık ve yaşayan bir varlık olarak putperestlerden ve benzerlerinden ve Mazdacıların yoldan çıkmışlarından gelecek bir tahribe karşı duracaktır.” Farvardin Yasht, 28, 129 Zerdüşt kutsal metinlerinden Desatir Zerdüşt kutsal metinlerinde Hz. Muhammed’in sahabilerine işaret ettiği söylenen bölümlerin olduğu da söylenir. “Biz, yöneten rabbın sağ elinde dövüşen iyi, güçlü, imanlı, müşfik Fravaşileri ululuyoruz. Sanki güzel kanatlı kuşlar gibi, onların Rabbe geldiği görülüyor, Onlar, görünmeyen düşmandan, dişi Varenya şeytanından, yanlış işlere meylederek kötülük yapanlardan, herşeyi ölüm olan şeytan, Angra Mainyu’nun Ebu Leheb şerrinden, Rabbı hem önden ve hem arkadan korumak üzere bir silah ve bir kalkan olarak geldiler, Onlar, o kişiyi kılıçlardan, sopalardan, oklardan, mızraklardan, elle atılan taşlardan koruyacaklardır.” Fervardin Yasht, 63, 70-72 Bu ifadelerin pek çok savaşta ve durumda Hz. Muhammed için canını ortaya koyan sahabilere işaret ettiği düşünülür. Yine sahabiler ile ilgili olarak şöyle bir ifadenin bulunduğu belirtilir “Ve onun, Astvat-Prata’nın dostları zuhur edecektir; onlar düşmana galiptirler, temiz düşüncelidir, temiz konuşanlardır, hayırlı iş yapanlardır, hak olan şeriatı izlerler ve onların dili asla yalan bir söz söylemez.” Zamyad Yasht,95 Aynı şekilde “İman etmiş sahabe arasında en güçlüsü ey Zerdüşt! Asli şeriatına bağlı olanlar ya da dünyayı düzeltecek olan Saoşyant’dan olanlardır.”Farvardin Yasht, 13/17 Yukarıdaki ifadeler Fetih Suresi 29. Ayet ile benzerlik göstermektedir. Kaynak A. H. Vidyarthi- U. Ali, Doğu Kutsal Metinlerinde Hz. Muhammed, İnsan Yayınları, 1997. "Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan; hesap gününün Hakimi Allah'a mahsustur. Allah'ım ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. Bizi, öfkeye uğrayanların ve sapanların yoluna değil, iyilikte bulunduklarının yolu olan doğru yola ilet." ... Kitabın Özelikleri Stok Kodu9799756336044 Sayısı651 Basım YeriİstanbulBasım Tarihi2004 Kapak TürüCiltsiz Kağıt Türü2. Hamur DiliTürkçe Kategoriler İslam / Diğer 1. KUTSAL KİTAP NE DEMEKTİR? Bir dinin esaslarını bildiren kitaba "kutsal kitap" denir. Her şeyi ve insanı yaratan Yüce Allah'tır. 0 yarattığı insanın gereksinimlerini bilir. insanla ilgili her türlü bilginin de sahibidir. Yüce Allah, insanların gereksinimlerine göre gereken bilgileri peygamberleri aracılığı ile bildirmiştir. Nelere inanılacağını, nasıl ibadet edileceğini, güzel ahlak kurallarını içeren kitap, "kutsal kitap" tır. İslam dininde kutsal kitaplara inanmak, iman esaslarındandır. Bütün dinlerde kutsal kitap anlayışı vardır. Zira dinler, inananlarına mesajlarını ve öğütlerini kutsal kitaplarda bildirirler. Ayrıca bunlarda birey ve toplumun uyması gereken her türlü davranış şekilleri, yer almaktadır. Bu bakımdan ilahi olmayan dinlerde de "kutsal kitap" bulunabilir. Bunlar, genellikle ilahi kitaplardan derlenmiş kitaplar olarak değerlendirilmektedir. 2. ALLAH NİÇİN VAHİY GÖNDERMİŞTİR? Vahiy kelimesi sözlükte "ani telkin" anlamına gelir. Dini terim olarak "Allah'ın peygamberlerine gönderdiği ilahi sözler, emir, yasak ve tavsiyeleri içeren ilahi bilgiler" demektir. Vahiy, aracılı veya aracısız olarak gelmiştir. Aracısız vahiyde Allah, manayı peygamberin kalbine doğdurur. Aracılı olan ise ya elçi ile olur veya elçisiz. Elçi ile olursa vahiy meleği Cebrail, vahyi getirip peygambere bildirir. Elçisiz aracılı vahiyde ise peygamber Allah'ın sözlerini işitir; fakat O'nu göremez. Allah'ın insanlara değişik zamanlarda gönderdiği büyük kutsal kitapların sayısı dörttür. Bunlar ise, sırasıyla Tevrat, Zebur, İncil ve Kuranıkerim'dir. Şimdi bunları sırasıyla daha ayrıntılı olarak tanıyalım. Tevrat Tevrat, ibranice bir kelime olup kanun ve öğreti anlamlarına gelmektedir. Bununla beraber 0, Allah tarafından Hazreti Musa'ya indirilen kutsal kitabın da adıdır. Tevrat'ın bir diğer adı da "Ahd-i Atik" Eski Antlaşma dir. Her Müslüman, Tevrat'ın Allah tarafından Hz. Musa'ya gönderildiğine inanmaktadır. Bugün Yahudilerin elinde bulunan Tevrat, daha önce israiloğullarına Yahud e verilen değildir Bundan dolayı, Müslümanlar Tevrat'ın tahrip edilmemiş asıl nüshasına inanırlar Yüce Allah da asıl Tevrat'a Kuran da şöyle işaret etmiştir; ''Biz, içinde doğru rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik...'' 1 Zebur Kelime olarak "yazılı şey ve kitap" anlamına gelen Zebur, Hz. Davut'a indirilmiş olan ilahi kitabın adıdır. Dinimize göre, Müslümanların Zebur'a da inanmaları gerekmektedir. Her Müslüman, Zebur'un Allah tarafından Hz. Davut'a gönderilmiş kutsal kitap olduğunu kabul etmektedir. Nitekim Kuranıkerim’de bu konuda, "Gerçekte biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davut’a da Zebur'u verdik." 2 buyrulmaktadır. Bugün Zebur'un Tevrat içinde yer aldığı belirtilmektedir. Tevrat'ın içinde mezmurlar adı ile yer alan kısmın, Hz. Davut’a verilen Zebur olduğu kabul edilmektedir. Zebur, ilahi kitapların en küçüğü olup onun yeni dini hükümler getirmediği kabul edilmektedir . İncil kelime olarak "müjde" anlamına gelir. Hz. İsa'ya gönderilen kutsal kitaptır. İncil, Hz. İsa hayatta iken yazıya geçirilmediğinden, ona inananlar tarafından sonradan yazılmıştır. Bu yüzden değişik İnciller ortaya çıkmıştır. Yapılan toplantılar sonucunda bunlardan dördü kutsal kitap olarak kabul edilmiştir .325 tarihinde İznik' de toplanan Konsilin kabul ettiği dört İncil şunlardır 1. Matta, 2. Markos, 3. Luka, 4. Yuhanna Bunların dışındaki İncilleri ise İznik Konsili yok etmiştir. Bugün, havarilerden Barnaba tarafından yazıldığı ileri sürülen bir İncil'den de söz edilmektedir. Bu İncil, diğerleriyle bir çok bakımdan, uyuşmamaktadır. Bunların başında ise tevhit ilkesi gelmektedir. Barbana İncil'i diğerlerinin aksine Tevhit ilkesini kabul etmektedir. Barnaba İncil’inin orijinal bir nüshasının Paris'te bir prensin kütüphanesinde, diğer bir nüshasının da Vatikan'da papalık kütüphanesinde olduğu bildirilmektedir. İncil'de esas itibariyle İsa'nın hayat hikayesi ile ahlaki öğretiler yer almaktadır. İncil, hukuki düzenlemelere yer vermez. Hıristiyanlar aynı zamanda Tevrat'ı da kutsal kitap olarak kabul ettikleri için hukuki düzenlemeler konusunda Tevrat'ı esas alırlar. Hıristiyanlar Tevrat'a Ahd-i Atik Eski Ahit, İncil'e Ahd-i Cedit Yeni Ahit adını vermişlerdir .Zebur da dahil olmak üzere hepsini bir arada toplayan büyük kitaba da kutsal kitap anlamında "Kitabı Mukaddes" demektedirler. Kur'an Kuranıkerim, Allah'ın Hz. Muhammed V . aracılığı ile bütün insanlara gönderdiği vahiylerin toplandığı kitabın adıdır. Sözlükte "toplamak, okumak, bir araya getirmek'' anlamına gelen Kur'an, Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. Kur'an, Hz. Peygamber'e 23 sene içerisinde ayet ayet, sure sure indirilmiştir. 114 sure ve 6666 ayet olan Kuran’ın ilk suresi Fatiha, son süresi ise, Nas süresidir. Kuran’ın her yirmi sayfasına cüz denir. Otuz cüzden oluşan Kur'an, Hz. Muhammed tarafından da ayet ayet yazdırılmış ve korunmuştur. Ayrıca her gelen ayet, çoğu Müslüman tarafından ezberlenmiştir. Bu bakımdan ilk defa dünya tarihinde yazı ile ezber yöntemi ikisi bir arada kullanılmıştır. Böylece Kuranıkerim iki yoldan korunmuştur. Dolayısıyla onda hiçbir değişiklik yapılmamış ve ona hiçbir insan sözü karıştırılmamıştır. Yüce Allah, Kuran'ı kendisinin koruyacağını bildirmiştir ''Doğrusu kitabı Kuran-ı biz indirdik, onun koruyucusu da elbette biziz.'' 1 4. KUTSAL KİTAPLARA İMAN, İMANIN ŞARTLARINDANDIR İslam’da iman esasları, birbirleriyle bağlantılıdır. Bundan dolayı, kitaplara iman, diğer iman esaslarından ayrılmaz. Allah'a inanmak, bizi onun peygamber gönderdiğini kabul etme sonucuna götürür. Peygambere iman da onların Allah'tan getirip tebliğ ettiklerini tasdik etmeyi gerektirir. Peygamberlerin tebliğ ettikleri şeyler de Allah'ın kitaplarında bildirilenlerdir. Öyleyse iman esasları bir bütündür. Bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak olmaz. Ben Müslüman’ım diyen hiçbir kimse, ben Kuran’a inanırım ama Tevrat'a, Zebur'a, İncil’e inanmam diyemez. Bunun gibi, Kuran’ın şu ayetine inanırım, şuna inanmıyorum da diyemez. Derse, imanın bütünlüğü ve Allah'a inanmanın bir değeri kalmaz. Bu, Allah'a güvenmemek anlamına gelir. 5. KURAN'IN DİNİ HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ 1. Dinimizi Öğrenmek İçin Kutsal Kitabımıza Başvuralım Yüce Allah Kuran-ı, insanlara doğru yolu göstermek için göndermiştir. Kuran' da, Allah'ın istediği gibi iyi, doğru, dürüst insan olmanın yolları anlatılmaktadır. Kuran'ı okuyup anlayan insan, onda en doğru inanış esaslarını, en güzel ahlak kurallarını ve dinin en temel kural ve ilkelerini bulabilmektedir. Bunun için, Kuran'ı okuyup anlamak çok gerekli ve faydalıdır. Allah'tan yeni bir kitap gelmeyeceği için yeni ihtiyaçlara göre Kuran’ın zaman zaman yeniden yorumlanması tefsir edilmesi gerekir. işte Kuran tefsirleri böylece ortaya çıkmıştır ve çıkmaktadır. Kuran’ı Arapça aslından okumak ibadet sayılmış ve sevap kabul edilmiştir. Bunun için Müslümanlar, Kuran okumaya çok önem vermişlerdir. Şurası bir gerçek ki Kuran sadece yüzünden ve ibadet niyetiyle okunmak için gönderilmemiştir. Asıl olan, Kuran’ın manasını anlamaktır. işte bu yüzden, Müslümanlar, kendi dilleriyle yapılmış olan meal ve tefsirleri okumalı ve üzerinde düşünmelidirler. Bu da bir ibadettir ve çok sevaptır. Davranışlarımızda Kutsal Kitabımızdaki Öğütleri Dikkate Alalım Davranışlarımıza yönelik öğütlerin Kuran'da yer aldığının Yüce Allah şöyle bildirmektedir ''Andolsun ki biz Kuran'ı öğüt almak için kolaylaştırdık...'' 2 Buna göre, Kuran, aynı zamanda bir öğüt kitabıdır. Davranışlarımızı Kuran'ın öğütlerine göre düzenlediğimizde başlıca şu ahlaki özellikler karşımıza çıkıyor a Adaletli olmak b. Doğruluktan ayrılmamak c. Utanma duygusuna sahip olmak ç. Ölçülü olmak d. Hoşgörülü olmak e. Yumuşak huylu olmak f. Güvenilir olmak g. Cömert olmak h. Sabırlı davranmak, aceleci olmamak 1. Böbürlenmemek, kibirli yürümemek i. Vefalı olmak, nankör olmamak j. Büyükleri saymak, küçükleri sevmek k. Yoksulu, yetimi, kimsesizi kollamak 1. Haram yememek, kul hakkını gözetmek gibi Müslüman olarak günlük hayatta Kuran'ın öğütlerini dikkate almalıyız; onları davranışlarımızda rehber edinmeliyiz. O zaman huzuru ve mutluluğu daha çabuk yakalarız. 6. KUTSAL KİTAPLARDAN ÖĞÜTLER Kutsal kitaplar, insanlar tarafından yazılmış kitaplardan çok farklıdır. Çünkü onlar, Allah'ın sözleridir. Bu sözler, insanlara öğütler vererek doğru yolu göstermektedir. Şimdi bu kutsal kitaplardan sırasıyla bazı öğütleri aktaracağız. a. Tevrat'tan Öğütler "Babana ve anana hürmet et, ta ki Allah'ın, sana vermekte olduğu toprakta ömrün uzun olsun." , "Katletmeyeceksin.'' , "Zina etmeyeceksin.'' , "Çalmayacaksın." b. Zebur'dan Öğütler "Kamil insana göz koy ve doğru adama bak; Çünkü akıbet selamet ehlinindir. Fakat asiler birlikte yok olacaklar; Kötülerin sonu kesilecektir" , "Ne mutludur °.adama ki düşüncelere bakar; Şer gününde Rab onu kurtarır." c. İncil’den Öğütler "Ne mutlu merhametli olanlara; çünkü onlara merhamet edilecek. Ne mutlu yüreği temiz olanlara; çünkü onlar Allah'ı görecekler." "Ve işte, biri İsa’ya gelip dedi Ey muallim ebedi hayatım olsun diye ne iyilik yapayım? Ve İsa ona dedi iyilik için neden bana soruyorsun? iyi olan biri vardır; fakat sen hayata girmek istiyorsan emirleri tut. 0, İsa’ya Hangilerini, dedi. İsa da 'Katletmeyeceksin; zina etmeyeceksin; çalmayacaksın; yalan şahadet etmeyeceksin; babana ve anana hürmet edeceksin ve komşunu kendin gibi seveceksin' dedi." ç. Kuran-kerim’den Öğütler "Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken insanların mallarından bir kısmının, yalan yemin ve şahadet ile yemeniz için o malları hakimlere yetkililere veya mahkeme hakimlerine el altından vermeyin." 1 "Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın her türlü hareket ve davranışınızda dürüst olun, çünkü Allah dürüstleri sever." 2 "Ey iman edenler! Hep birden barışa girin barışçı olun. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin çünkü 0, sizin aşikar düşmanınızdır." 3 "inananlar Sabrederler, dürüst olurlar, huzurda Allah'ın boyun bükerler, hayıra harcarlar ve seher vaktinde Allah'tan bağış dilerler." 4 Görüldüğü gibi ilahi kitapların hepsi insana doğruluğu, dürüstlüğü öğütlemektedirler. Herkese iyilik yapmayı, kötülükten sakınmayı istemektedirler. Kısaca onlar, insanın dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmalarını hedeflemektedirler. Haberin Devamı İman Kitap, sözlükte "yazmak ve yazılı belge" anlamına gelir. Terim olarak ise, Allah Teâlâ'nın kullarına yol göstermek ve aydınlatmak üzere peygam-berine vahyettiği sözlere ve bunun yazıya geçirilmişşekline denilir. Çoğulu "kütüb"dür. Hıristiyan ve yahudilere ilâhî kitap olarak İncil ve Tevrat verildi-ğinden onlara "Ehl-i kitap" denilmiştir. İlâhî kitaplara Allah katından indiril-miş olması sebebiyle "kütüb-i münzele" veya "semavî kitaplar" da denilir. Kitaplara iman, Allah tarafından bazı peygamberlere kitaplar indirildiğine ve bu kitapların içeriğinin tümüyle doğru ve gerçek olduğuna inanmak de-mektir. Yüce Allah Hz. Peygamber'e, "İşte onun için sen tevhide davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki Ben Allah-'ın indirdiği kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum..." eş-Şûrâ 42/15 diye hitap etmiş, müminlere de "Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberle-rini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam mânasıyla sapıtmıştır" en-Nisâ 4/136 buyurarak, kitaplara inanmanın bir iman esası olduğunu belirtmiştir. İslâm'da iman esasları birbiriyle bağlantılı ve birbirinden ayrılmaz olduğu için kitaplara iman diğer esaslardan ayrılmaz. Allah'a inanmak, bizi O'nun birer yol gösterici olan peygamberler gönderdiğini kabul etme sonucuna götürür. Peygamberlere iman da onların Allah'tan getirip tebliğ ettiklerini tasdik etmeyi gerektirir. Peygamberlerin tebliğ ettikleri şeyler de Allah'ın kitaplarıdır. Her ilâhî kitap bir peygamber aracılığıyla gönderilmiştir. Kendisine kitap indirilen peygamber de, ondaki emir ve yasakların uygulanmasını göstermiş ve bunların yaşanabilir olduğunu ortaya koymuştur. İlâhî kitaplar konusu Allah'ın kelâm sıfatı ile ilgilidir, bu sıfatın eseridir. Peygamberlerine vahiy yoluyla bildirildiği mesajının ortaya çıkmışşeklidir. Peygambere indirilen kitaplara ilâhî kitap denilmesinin sebebi, bu kitapların Allah tarafından gönderilmesi, söz ve içerik olarak onlarda hiçbir beşer kat-kısının bulunmamasıdır. Bizler bugün kitapların şu andaki şekillerine değil, Allah'tan gelen bo-zulmamışşekillerine inanmakla yükümlüyüz. Çünkü ilâhî kitaplara inanma-dıkça kişinin imanı gerçekleşemez. İlâhî kitaplardan bir kısmı tamamen kay-bolmuş, bugün için elimizde ondan hiçbir şey kalmamıştır. Hz. İbrâhim'in sahifeleri böyledir. Tevrat, Zebur ve İncil ise zamanla insanların iyi veya kötü niyetli müdahaleleri sonucu değişikliğe ve bozulmaya uğramıştır. Al-lah'ın vahyettiği şekilde varlığını korumuş, hiçbir bozulma ve değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadar da bu özelliğini sür-dürecek olan yegâne kitap Kur'ân-ı Kerîm'dir "Kur'an'ı kesinlikle biz indir-dik. Elbette onu yine biz koruyacağız" el-Hicr 15/9 âyetiyle Allah, insan-lara Kur'an'ın ilâhî koruma altında bulunduğunu ve kıyamete kadar değişik-liğe uğramadan kalacağını bildirmektedir. Kur'ân-ı Kerîm, kendinden önceki kitapları tasdik etmiş, fakat onların koymuş olduğu bazı hükümleri ortadan kaldırarak yeni hükümler getirmiş-tir. Mümin olabilmek için, Hz. Peygamber'e ve ona indirilen Kur'an'a uy-mayı ısrarla vurgulamıştır bk. Âl-i İmrân 3/31; en-Nisâ 4/47; el-Mâide 5/15; el-Enâm 6/153; el-Arâf 7/3. Buna göre Ehl-i kitabın mümin diye nitelene-bilmesi ve kurtuluşa erişebilmesi için Hz. Peygamber'i ve Kur'an'ın hüküm-lerini gönülden benimsemesi gerekmektedir. Peygamber göndermek ve kitap indirmek Allah için bir görev ve zorun-luluk değildir. Fakat insanların peygamberlere ve kitaplara ihtiyacı vardır. Gerçi insan yaratılırken birtakım yeteneklerle donatılmıştır. Bu yetenekler sayesinde insan kendi gayretiyle kendisi, çevresi ve diğer yaratıklar hakkın-da bazı bilgiler edinebilir, birtakım gerçekleri kavrayabilir. Fakat bütün bun-lar sınırlı ve kendi gücü oranındadır. İnsanın gücünü aşan hususlarda, ye-terli olmadığı konularda ilâhî yardıma, vahye ve kutsal kitaba olan ihtiyacı ortadadır. İnsanın bu ihtiyacını en iyi bilen Allah, kuluna bir lutuf ve ikram olarak peygamberleri aracılığıyla kitaplar indirmiş ve yol göstermiştir. İlâhî kitaplar indirildiği ümmet için Allah'ın hükümlerinin açıklandığı ilk kay-naktır. Dinin inanç esasları, amelî ve ahlâkî hükümleri, farz ve haramlar kitap ile belirlenir. İlâhî kitaplar doğrudan Allah katından gelir. Bu bakımdan hem söz hem de mâna açısından Allah kelâmıdır. İlâhî kitapların hedefi ise insanlığı sa-pıklıktan kurtarmak, hidayete, iyiliğe, aydınlığa çıkarmak ve sonunda iki dünyada mutlu kılmaktır. İlâhî Kitaplar İlâhî kitaplar Allah kelâmı olmak bakımından aralarında farklılık bulun-mamasına rağmen, hacimleri ve hitap ettikleri kitlenin büyüklüğüne göre, suhuf ve kitap olmak üzere ikiye ayrılırlar. Suhuf Sahife kelimesinin çoğulu olan suhuf, dar bir çevrede, küçük topluluklara, ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde indirilen birkaç sayfadan oluşmuş kü-çük kitap ve risâlelere denilir. Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. İbrâhim ve Mûsâ'ya indi-rilen sayfalardan bahseden iki âyet vardır en-Necm 53/36-37; el-Alâ 87/14-19. Bunun dışında Kur'an'da ve mütevâtir hadislerde suhuf ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Ebû Zer'den rivayet edilen bir zayıf hadise göre sayfaların sayısı 100 olup şu peygamberlere indirilmiştir Hz. Âdem'e 10 sayfa, Hz. Şît'e 50 sayfa, Hz. İdrîs'e 30 sayfa, Hz. İbrâhim'e 10 sayfa bk. Süyûtî, ed-Dürrü'l-mensûr, VIII, 489; Âlûsî, Rûhu'l-meânî, XV, 141-142. Bugün bu sayfalardan elimizde hiçbir şey yoktur. Suhufa göre daha hacimli ve kitap şeklinde olan ve evrensel mesajlar içeren ilâhî kitaplar ise Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an olmak üzere dört tanedir. Tevrat Tevrat İbrânîce bir kelime olup "kanun, şeriat ve öğreti" anlamlarına ge-lir. Hz. Mûsâ'ya indirilmiştir. Tevrat'a Ahd-i Atîk ve Ahd-i Kadîm de Eski Ahit denilir. Tevrat'ın aslının Allah kelâmı ve peygamberine indirdiği kutsal bir kitabı olduğuna inanmak her müslümana farz olup, bunu inkâr etmek kişiyi küfre düşürür. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de Tevrat'ın Allah'ın kutsal ki-taplarından biri olduğu açıklanmıştır "Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik..." el-Mâide 5/44. Tevrat Hz. Mûsâ aracılığıyla İsrâiloğulları'na gönderilmiştir. Ancak onlar tarihte yaşadıkları sürgün ve esirlik dönemlerinde Tevrat'ın Allah'tan gelen şeklini koruyamamışlardır. Tevrat'ın asıl nüshası kaybolunca, yahudi din bilginleri tarafından kaleme alınan Tevrat nüshaları ortaya çıkmıştır. Bugün elde mevcut olan Tevrat tahrif edilmiş, bütünüyle ilâhî kitap olma özelliğini yitirmiştir. Zebur Kelime olarak “yazılı şey ve kitap” anlamına gelen Zebur, Hz. Dâvûd'a indirilmiş olan ilâhî kitabın adıdır. Bu konuda Kur'an'da şöyle buyurulur "...Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Dâvûd'a da Zebur'u verdik" el-İsrâ 17/55. Zebur, ilâhî kitapların en küçüğü olup, yeni dinî hükümler getirmemiştir. Bugün elde mevcut olan Zebur nüshaları, lirik söyleyiş ve ilâhîlerden, Al-lah'a övgü ve hikmetli sözlerden ve birtakım nasihatlardan meydana gel-miştir. Mezmûrlar adıyla Eski Ahid'de yer almaktadır. İncil İncil kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelir. Hz. Îsâ ara-cılığıyla İsrâiloğulları'na indirilmiştir "Kendinden önce gelen Tevrat'ı doğru-layıcı olarak peygamberlerin izleri üzerinde, Meryem oğlu Îsâ'yı arkalarından gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nur bulunmak, önündeki Tevrat'ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil'i verdik" el-Mâide 5/46. İncil'e, Allah'tan Hz. Îsâ'ya indirildiği şekliyle inanmak imanın gerekle-rindendir. Fakat bugün İncil'in orijinal metni de diğer bozulmuş kitaplar gibi elde yoktur. Bozulmuş ve insanlar tarafından müdahaleye mâruz kalmış şekli vardır. İncil'e Ahd-i Cedîd de Yeni Ahit denilir. Bir müslümana önceki kutsal kitaplarda bulunan bir hususun haber veril-mesi durumunda; eğer bu husus, Kur'an ve sahih hadislerdeki bilgilere uy-gunsa kabul edilir. Âyet ve hadislere aykırı ise reddedilir. Âyet ve hadislerde hiç bahsedilmiyor ve İslâm'ın temel prensiplerine de zıt düşmüyorsa Hz. Pey-gamber'in şu tavsiyesi doğrultusunda hareket edilir "Ehl-i kitabı tasdik de etmeyin, tekzip de yalanlamayın. Biz Allah'a, bize indirilene, İbrâhim'e... indirilene inandık deyin" Buhârî, “Tefsîr”, sûre 2/11; “İtisâm”, 25. Kur'an Allah tarafından gönderilen ilâhî kitapların sonuncusu olan Kur'ân-ı Ke-rîm, son peygamber Hz. Muhammed'e indirilmiştir. Sözlükte "toplamak, oku-mak, bir araya getirmek" anlamına gelen Kur'an terim olarak şöyle tarif edilir "Hz. Peygamber'e indirilen, mushaflarda yazılı, Peygamberimiz'den bize kadar tevâtür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, insanlığın benzerini getirmekten âciz kaldığı ilâhî kelâmdır". Bu tarifte bazı hususlar göze çarpmaktadır "Peygambere indirilen" derken Hz. Muhammed kaste-dilmektedir. "Tevâtür yoluyla nakledilmiş olan" derken, her devirde yalan üzerine birleşmelerini aklın imkânsız gördüğü bir topluluk tarafından nakle-dildiği ve nesilden nesile böyle geçtiği için onun, Allah'a ait oluşunun kesin-liği ifade edilmektedir. "Okunmasıyla ibadet edilen" derken de, okumanın ibadet olduğuna, namaz ibadetinde vahyedilen metnin okunması gerekti-ğine ve Kur'an tercümelerinin namazda okunmasının câiz ve geçerli olmadı-ğına işaret edilmektedir.

diğer kutsal kitaplarda hz muhammed