🪼 Hz Muhammed In Güzel Ahlakla Ilgili Hadisleri
Hz. Muhammed (S.A.V) Hayatımıza Yön Veren Değerli Sözleri. Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur. Daha vakti var ilerde yaparım demek, şeytanın müminlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
Tuz, katıkların büyüklerindendir. (Hz. Muhammed s.a.s) Mantar, ekip dikmeden yetişen bir bitkidir, suyu ise göz hastalığına şifadır. Hz Muhammed (s.a.s) İnsanın doldurduğu kaplar içinde en muz ır kap, kendi karnıdır. (Hz. Muhammed s.a.s) Yatmadan evvel maydonoz yemek, tatlı bir nefesle uyanmaya, diş ağrısını gidermeye yarar.
Kurulanbu kutlu yuvada mesut bir hayat başladı. Hz. Hatice ile Hz. Muhammed’in evliliğinden Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fatıma, Kasım ve Abdullah adlı çocukları dünyaya geldi. Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu ve Mekke Dönemi. Hz. Muhammed (s.a.v.), Mekke’de doğruluğu, dürüstlüğü ve güzel ahlakı ile tanınıyordu.
Hz.Muhammed'in Faizle ilgili hadisleri.. - İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ribâyı (fâizi) yiyene de, yedirene de lânet etti." Müslim, Müsâkât 25, (1579); Ebu Dâvud, Büyû 4, (3333); Tirmizî, Büyû 2, (1206); İbnu Mâce, Ticârât 58, (2277). Ebu Dâvud ve Tirmizî'nin
Güzel ahlakla ilgili Hz. Muhammed (sav) hadisleri. Ebû Hüreyre’den şöyle nakledilmiştir, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur ” İman etmediğiniz müddetçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmediğiniz zaman da gerçek anlamda iman etmiş sayılmazsınız ” Müslim/93. “Yüce Allah (c.c.) sizlerin nasıl
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58 “Mizanda güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur. Güzel ahlâk sahibi, ahlâkı sayesinde, namaz ve oruç sahibinin derecesine ulaşır.” Sahihu Süneni’t-Tirmizi (1629) Rasulullah (S.a.v) buyurdular ; Size iki şey bırakıyorum ; Biri ALLAH'ın kitabı, diğeri de benim sünnetim
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Güzel Ahlakla İlgili İki Hadisini Bularak Sınıfınızda Okuyunuz. 7.sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi kitabının ödev sorusunun cevabını okuyabilirsiniz.
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Güzel Ahlakla İlgili Bir Hadisini Bulup Yazınız Peygamber Efendimizin güzel ahlakla ilgili birçok hadisi bulunmaktadır. Örnek: “Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (bk. Muvatta, Husnü'l Halk, 8; Müsned, 2/381)
Hz Ali, Hz. Muhammed’in amcası Ebu Talib’inoğludur. Peygamber Efendimizin kızı Fatıma ile evlenmiştir. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin onların oğullarıdır. AHLAKLA İLGİLİ (TASAVVUFÎ) YORUMLAR Aleviler; Allah’ın birliğine inanan, Hz. Muhammed’i(sav) son peygamber olarak kabul eden, kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim olan, Hz.
DzuRQ. Güzel ahlak, güler yüz, iyi ve güzel şeyleri yaygınlaştırmak ve başkalarına rahatsızlık vermekten kaçınmaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz "Kıyamet gününde mümin kulun amel terazisinde güzel ahlaktan daha ağır gelecek bir şey yoktur. Allah, söz ve fiilleri çirkin kimselere öfkelenir" buyurmuş ve Müslümanları güzel ahlaklı olmaya davet etmiştir. Güzel ahlak ile ilgili 25 hadisi derledik. Giriş Tarihi 0936 Güncelleme Tarihi 1205 1 25 📌 Enes ra şöyle demiştir Resûlullah insanların en güzel ahlâklısı idi. 🔹 Buhârî, Edeb, 112; Müslim, Mesâcid, 267 2 25 📌 Enes ra şöyle demiştir Ben Peygamber'e on sene hizmet ettim; bir defa olsun bana "öf!" demedi. Yaptığım bir şey için, "Bunu neden yaptın?" veya yapmadığım bir iş için de "Neden böyle yapmadın?" demedi. 🔹 Müslim, Fedâil, 51; Buhârî, Edeb, 39 3 25 📌 Sa'b b. Cessâme ra şöyle demiştir Ben Resûlullah'a avladığım bir yabani merkep hediye ettim; ancak kabul etmedi. Üzüldüğümü görünce de, "Avını ihramda olduğumuz için kabul edemedik." diye açıklama yaptı. 🔹 Buhârî, Hibe, 6; Müslim, Hac, 50 🔊 Mealli Hatim dinlemek için tıklayın. 4 25 📌 Nevvâs b. Sem'ân ra anlatıyor Resûlullah'a iyilik ve günahı sordum. "İyilik birr güzel ahlâktır. Günah ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir." buyurdu. 🔹 Müslim, Birr, 14 5 25 📌 Abdullah b. Amr b. Âs ra şöyle demiştir Resûlullah ne çirkin söz söyler, ne de çirkin bir davranışa yeltenirdi. O, "Sizin en hayırlılarınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır." buyururdu. 🔹 Buhârî, Menâkıb, 23; Müslim, Fedâil, 68
İçinde yaşadığı cemiyete faydalı bir insan olmanın temel şartı, güzel ahlâka sahip alimleri, güzel ahlâkı, "Güler yüzlü, kalp kırmaz, kimseyle münâkaşa etmez, Müslümanlara kötü zanda bulunmaz, cömert, din hizmetinde bulunur" diye tarif ahlâka sahip kişi, kendisiyle hoş geçinilen ve başkalarıyla hoş geçinen ahlâka "Ahlâk-ı Hamîde", "Ahlâk-ı Muhammediye", "Ahlâk-ı Cemîle" ve "Mekârim-i Ahlâk"diye isimler Hak güzel ahlâkı ahiret saadetine lâyık kimselere ihsan Zişan Efendimiz, güzel ahlâkın sonsuz hazinesi ve ahlâk-ı ilâhînin muazzam nümûnesidir. Şânında "HABİBİM, SEN EN GÜZEL AHLÂK ÜZERE YARATILDIN S. Kalem 4 "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim" Mustafa güzel ahlakla ilgili ihyaül-middiin'den derlenmiş kırktan fazla hadisi şerif1-Muhakkak kişi güzel ahlâkı sâyesinde gündüz oruç tutan gece ibâdet eden derecesine Muhakkak kişi güzel ahlâkı sâyesinde gündüz oruç tutan gece ibâdet edenlerin derecesine ulaşır. İhya İnsanların cennete girmelerine en çok yardımcı olan takvâ Allah korkusu ve güzel ahlaktır. İhyâ C. 2 S. 3914- Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim. İhyâ C. 2 S. 3925- Mizana konulacak en ağır amel güzel huydur. İhyâ C. 2 S. 3926-Meclisime en yakın olanınız, ahlakı en güzel olan ve etrafındakilerle hoş geçinendir. Onlar herkesi sever, herkes de onları sever. İhyâ C. 2 S. 3937- Mü’min sever ve sevilir, sevip sevmeyen hoş geçinmeyen ve kendisiyle geçinilmeyen insanda hayır yoktur. İhyâ C. 2 S. 3948-Allahü Teâlâ hayır murat ettiği kimseye iyi bir dost verir ki unuttuğu zaman hatırlatır, hatırlarsa yardım eder.İhya S. 3949- Mizana ilk konacak amel güzel ahlak ve cömert-liktir. İhya C. 3 S. 11610- Malınızla insanlara yardıma malınız yetmez; onla-rı güzel huyla hoşnut etmeye gayret edin. İhya C. 3 S. 11511- Sirke balı bozduğu gibi kötü huy ameli bozar. İhya C. 3 S. 11712- Allah’ım senden sıhhat, âfiyet ve güzel ahlâk iste-rim. İhya C. 3 S. 11813- Güneş donmuş suyu erittiği gibi, güzel ahlâk da günâhları eritir. İhya C. 3 S. 11914 Tedbir gibi akıl, güzel huy gibi asâlet olmaz. İhya C. 3 S. 12015-Bir şey yapmak istediğinde sonunu düşün, şeriata uygunsa yap, değilse vazgeç. İhya C. 3 S. 41616 Biri sende bulunan bir kusurla seni ayıpladığında, onda bulunanla da sen onu ayıplama! İhya C. 3 S. 40217- Dünyada zulme uğrayanlar kıyâmette mutlaka felâha kavuşacaklar. İhya C. 3 S. 40918- Allah için kardeşlik eden kimseye Allahü Teâlâ cennette hiç bir amelle ulaşamayacağı yüksek dereceye yükseltir. İhya S. 39319-Allah için sevişen iki kişinin Allah indinde en sevimlisi kardeşini daha çok sevendir. İhya S. 39520- İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir. İhya S. 39821- Ruhlar bölüklere ayrılan askerler gibidir; havada karşılaşır ve koklaşarak anlaşırlar. İhya S. 40422- İki mü’minin ruhu bir günlük yolda buluşur. Hal-buki bu âna kadar sâhiplerini görmemişlerdir. İhya S. 40523- Allah’ım! Dünyanın mihnet ve meşakkatinden ve âhiret azâbından beni koru! İhya S. 40924- Kişi dostunun dini ahlâkı üzeredir. Dostluk ede-ceğin kimseye dikkat et. İhya S. 42325- Dikkat et! Allahü Teâlâ’nın yer yüzünde kapları var, onlar kalplerdir. Bu kapların Allah indinde en se-vimlisi günâhlardan temizlenmiş, dinde salâbetli, ve kardeşlerine karşı yumuşak olanıdır. İhya S. 43726- Gördüğü iyilikleri gizleyip, kötülükleri teşhir eden kötü komşudan Allah’a sığının. İhya S. 44027- Kötü söz ve edebiyat yapmak, nifaktan bir şûbe-dir. İhya S. 44028- Sû-i zandan son derece sakının; Zira sû-i zan söz-lerin en yalanıdır. İhya S. 44129- Kusur araştırmayın, sözünüzle kusur aramayın, ayrılmayın, birbirinize arka çevirmeyin. Ey Allah’ın kul-ları kardeş olun! İhya S. 44230- Din kardeşinin ayıplarını örten kimsenin Allahü Teâlâ dünya ve âhirette kusurlarını örter. İhya S. 44331-Kardeşinle mücâdele etme! Onunla alay yapma! Ona verdiğin sözden dönme! İhya S. 44832-Allahü Teâlâ’nın en çok buğzettiği, mücâdelede direnen kimsedir. İhya S. 10733- Biriniz kardeşini sevdiğinde, sevgisini ona duyur-sun. İhya S. 44934- Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Onu terk ve ihmal etmez. İhya S. 45035- Ey Ebû Hüreyre! Komşunla güzel komşuluk et ki, Müslüman olasın; arkadaşınla iyi arkadaşlık yap ki, mü’min olasın. İhya S. 45136- Mü’min Mü’minin aynasıdır. İhya S. 45237- Âlimin yanılmasından sakının ve yanıldığında onunla münâsebeti kesmeyip düzelmesini bekleyin! İhya S. 45538- Allahü Teâlâ’nın en kötü kulları, kovuculuk yapıp dost ve ahbapları birbirinden ayırandır. İhya S. 45739- Sevdiğin kimseyi ölçülü sev, bir gün buğuz ettiğin biri olabilir, Buğuz ettiğin kimseye karşı da ihtiyatlı dav-ran; bir gün sevdiğin biri olabilir. İhya S. 46140-Bir kimse kardeşinin gıyâbında duâ ettiğinde bir melek “Allah sana da aynısını versin” der. İhya S. 46141-Kişinin kendi hakkında kabul olmayan duâları, başkası hakkında kabul olur. İhya S. 46142-Kişi kardeşinin gıyâbında yaptığı duâ red olun-maz. İhya S. 46243- İnsan öldüğü zaman; vârisleri “ne bıraktı?” me-lekler “ne getirdi” derler. İhya S. 457
Peygamber Efendimiz nasıl bir ahlâka sahipti? İnsanlara nasıl muamele ederdi? İşte Peygamber Efendimizin güzel ahlakı ve güzel ahlâkla ilgili hadisler... Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre, Resûlullah sav şöyle buyurmuştur “Ben, başka değil, sadece iyi, güzel ahlâkı tamamlamak uygulamak için gönderildim.” İbn Hanbel, II, 381 Ali b. Ebû Tâlib’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sav namaza kalktığında şöyle dua ederdi “...Allah’ım! Beni güzel ahlâka eriştir. Senden başka güzel ahlâka eriştirecek yoktur. Kötü ahlâkı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlâkı benden uzaklaştıracak yoktur!..” Müslim, Müsâfirîn, 201 Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sav şöyle buyurmuştur “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.” Ebû Dâvûd, Sünnet, 15 Ebû Zerr’in rivayet ettiğine göre, Resûlullah sav ona şöyle buyurmuştur “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!” Tirmizî, Birr, 55 Eyyûb b. Musa’nın, babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Resûlullah sav şöyle buyurmuştur “Hiçbir baba, evlâdına güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir.” Tirmizî, Birr, 33 PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI 610 yılının Ramazan ayıydı. Bir süredir alışkanlık hâline getirdiği üzere yine Hira mağarasına çekildiği bir gün Muhammed el-Emîn, vahiy meleği Cebrail ile karşılaşmış ve ilk vahiy tecrübesini yaşamıştı. Bu heyecan ve telaşla yüreği titreyerek, hemen evine, sevgili eşi Hz. Hatice’nin yanına dönmüş ve başından geçenleri ona anlatmıştı. “Kendimden korktum.” demişti ona. Onun bu endişeli hâline karşılık Hz. Hatice oldukça sakindi. Çünkü onun gibi yüksek ahlâkî meziyetlere sahip bir insanın başına gelen bu olayın kötü bir şey olacağına asla ihtimal vermiyordu. Bu nedenle eşini, “Öyle deme. Allah’a yemin ederim ki Allah hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabayı gözetirsin; muhtaç olanların bakımını üstlenirsin; aç ve açıkta olanı koruyup, kollarsın; misafire ikram edersin ve musibete maruz kalanlara yardım edersin.”1 sözleriyle teselli Hz. Hatice’nin saydığı bütün bu hususiyetleri ile sevgili eşi Muhammed, ahlâkî değerlerin önemini yitirdiği câhiliye gibi bir dönemde dahi eşine ender rastlanacak karakterde bir insandı. Hira dönüşü Hz. Hatice’nin Allah Resûlü’ne sarf ettiği bu teselli cümleleri, âdeta Allah Teâlâ’nın Elçisi’nin ahlâkına övgüyle şahitlik ettiği, “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”3 âyetinin tefsiri niteliğindeydi. İlk inen sûrelerden biri olan Kalem sûresinin bu âyeti, Hz. Peygamber’in nübüvvet görevinden önce de yüksek bir ahlâka sahip olduğunu ifade etmektedir. Nitekim Resûlullah, peygamberlikle görevlendirilmeden önce ahlâkı ile toplumda temayüz etmiş, güven kazanmış ve “Muhammed el-Emîn” Güvenilir Muhammed nitelemesine lâyık görülmüş bir insandı. Güzel ahlâkı hâkim kılma onun peygamber olarak gönderiliş sebeplerinden biriydi. Hz. Peygamber, hiç yoktan bir güzel ahlâk manzumesi düzenlemek ya da ahlâk kuralları “tespit etmek” için değil, kendisinden önceki peygamberler zincirinin insanlığa öğrettiği güzel ahlâkı “tamamlamak” için gönderilmişti. GÜZEL AHLÂKI TAMAMLAMAK UYGULAMAK İÇİN GÖNDERİLDİM Nitekim o, “Ben, başka değil, sadece iyi, güzel ahlâkı tamamlamak uygulamak için gönderildim.”4 buyurarak, toplumda var olan ancak zamanla küllenmiş, yok olmuş ya da bozulmuş değerlerin diriltilmesi veya yerine yenisinin getirilmesi görevini üstlendiğini ifade etmişti. Aslında bütün peygamberler aynı sorumlulukla gönderilmişlerdi. Bununla birlikte Allah Resûlü, kendisinin tamamlayıcılık ve uygulayıcılık vasfını şöyle dile getirmişti “Benim ve benden önceki peygamberlerin durumu, bir ev inşa eden kimseye benzer. O kimse evi güzelce yapıp mükemmel hâle getirmiş fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar, ona hayran olurlar ve şöyle derler Keşke şu tuğla da yerine konulmuş olsaydı.’ İşte ben, o yeri boş bırakılan tuğlayım; ben peygamberlerin sonuncusuyum.”5 Bir defasında Enes b. Mâlik’in amcasının oğlu Sa’d b. Hişâm Medine’ye geldiğinde, Hz. Âişe’den kendisine Resûlullah’ın ahlâkını anlatmasını istemişti. Âişe, “Sen Kur’an okuyorsun değil mi?” diye sorunca Sa’d, “Evet.” cevabını verdi. Bunun üzerine müminlerin annesi, “İşte Hz. Peygamber’in ahlâkı Kur’an idi.” Bazı rivayetlerde Hz. Âişe’nin, bu sözünün ardından, “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”7 âyetini ya da Mü’minûn sûresinin ilk dokuz âyetini okuduğu Zira Kur’an’ı bizzat tebliğ eden ve yaşayan Hz. Peygamber, onun öngördüğü ahlâkı hayatı boyunca en ideal düzeyde temsil etmişti. Enes b. Mâlik’in ifade ettiği üzere, Resûlullah ahlâk bakımından insanların en güzeli Bununla birlikte Hz. Peygamber, ahlâkını daha da güzelleştirmeye gayret ederek kötü ahlâktan Allah’a O’nun namaza kalktığında yaptığı dua da bu amacını gerçekleştirmeye yönelikti “...Allah’ım! Beni güzel ahlâka eriştir. Senden başka güzel ahlâka eriştirecek yoktur. Kötü ahlâkı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlâkı benden uzaklaştıracak yoktur!..”11 Resûlullah, ashâbını da her fırsatta güzel ahlâklı olmaya, bunun için çabalamaya teşvik etmişti. Nitekim Hz. Peygamber, Ubâde b. Sâmit ile beraber bir grup Medineli kendisine biat etmeye geldiklerinde onlardan Allah’a şirk koşmamanın yanı sıra hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, iftira etmemek gibi ahlâkî konularda da söz Hz. Peygamber Muâz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak gönderirken ise, “Ey Muâz b. Cebel! İnsanlara güzel ahlâkla muamele et.” tavsiyesinde Ashâb-ı güzîn, Peygamberimizin örnekliğini ve tavsiyelerini öylesine içselleştirmişlerdi ki onun vefatından sonra, “O olsaydı nasıl yapardı ve ne söylerdi?” sorusunu her durumda kendilerine sormuşlar ve böylece Peygamber’in ahlâk ve edebini yaşatmaya çalışmışlardı. Şüphesiz câhiliye döneminde de çeşitli ahlâkî erdemler ve bir ahlâk anlayışı mevcuttu. Cömertlik, güvenilirlik, doğru sözlülük, misafirperverlik, dayanışma ve yardımlaşma gibi erdemler, o dönemde ahlâk anlamına gelen “mürüvvet” kapsamında değerlendiriliyordu. Fakat Kur’an’ın öngördüğü ahlâk çok daha farklıydı. Ataların gelenekleri ve kabileciliğe dayalı câhiliye ahlâkına karşılık Kur’an bir ve tek olan Allah’ın rızasını gözeten tevhide dayalı bir ahlâk anlayışı getirmişti. Kur’an ahlâkını diğer ahlâk sistemlerinden ayırt eden yönleri ise âhiret inancına dayalı olması ve evrensel ilkeler getirmesiydi. Buna göre ahlâk, kişinin yalnızca insanlarla ilişkilerinde değil, Rabbiyle, diğer canlılarla ve çevresi ile ilişkilerinde de var olan ve dikkat edilmesi gereken bir niteliktir. Nitekim İslâm’ın nihaî gayesi ahlâklı insanlardan oluşan ahlâklı bir birey ve toplum, onlardan da ahlâklı bir dünya meydana getirmektir. İslâm ahlâkı, zikredilen bütün bu özellikleri ile insanı hep daha iyiye ve daha güzele yönlendiren canlı bir yapı sergilemektedir. İSLÂM AHLÂKININ EN BELİRGİN YÖNLERİ, “HASBÎLİK” İslâm ahlâkının en belirgin yönleri, “hasbîlik” yani hiçbir çıkar kaygısı olmadan sırf Allah rızasını gözetmek ve “ihsan” yani kendisi Allah’ı görmese de her an Allah’ın onu gördüğünün bilincinde olmak ve ona göre davranmaktır. Bu, İslâm’da ahlâk ve iman arasında sıkı bir ilişki olduğu anlamına gelmektedir. Allah Teâlâ, “Rabbimiz Allah’tır.” deyip de dosdoğru olanları cennetle Resûlullah da, “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.”15 buyurarak iman ve ahlâk birlikteliğine vurgu yapmıştır. Ayrıca ahlâkı en güzel olanların, en hayırlı insanlar16 ve kendisine en sevgili kimseler17 olduğunu ifade etmiştir. İslâm ahlâkında vicdan da göz ardı edilmemiştir. Şuurlu, iman sahibi bir kimse, vicdanına danışarak iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilir. Çünkü iyilik/sevap, kalbin kendisiyle huzur ve sükûn bulduğu; kötülük/ günah ise kalbi huzursuz eden Nitekim Hz. Peygamber, “İyilik güzel ahlâktır. Kötülük ise içini huzursuz eden ve başkalarının bilmesini istemediğin şeydir.” Ancak insanın fıtratı gereği yanıldığı ve hata ettiği zamanlar olabilmektedir. Böyle bir durumda Allah Resûlü şunu tavsiye etmektedir “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!”20 Çünkü Allah Teâlâ’nın buyurduğu üzere, yapılan hayır ve hasenat, kötülükleri Allah, insana hem kötülük duygusunu hem de takvasını kötülükten sakınmayı ilham Dolayısıyla insanın yaratılışından sahip olduğu bir meleke olarak ahlâk, iyi ya da kötü yönde değiştirilmeye müsait bir konumdadır. Cenâb-ı Hak tarafından iyi, güzel, temiz görülen davranışlar güzel ahlâk; kötü, çirkin ve pis addedilen fiiller ise kötü ahlâk kapsamında değerlendirilmiştir. Ve bu ahlâkî davranışlar, sonuçları itibariyle cennetle mükâfatlandırılma ya da cehennemle cezalandırılma şeklinde uhrevî müeyyidelere bağlanmıştır. Yüce Allah, âhirete iyilik getirene ondan daha hayırlısının, kötülük getirene ise ancak işlediğinin cezasının verileceğini Hz. Peygamber, “Kıyamet günü müminin mizanında güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Muhakkak ki Allah söz ve fiilleri çirkin kimselere son derece öfkelenir.” buyurmuş,24 ahlâkını güzelleştiren kimseye cennetin en yüksek makamından bir köşk verileceğine kefil olduğunu İSLÂM AHLÂKINDA ÖNEM VERİLEN BİR DİĞER HUSUS DA “İSTİKAMET”TİR İslâm ahlâkında önem verilen bir diğer husus da “istikamet”tir. Ahlâkın özümsenmesi, niyet ve eylem birlikteliği ile gerçekleşir. Davranışlar tek başına değil ancak niyetle, kalple uyumlu olduğu sürece değer ifade etmektedir. Zira, “Ameller ancak niyetlere göre değer kazanır...”26 Allah cc, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.”27 buyurarak inananları bu hususta uyarmaktadır. Peygamberimiz de, “Kulun kalbi doğru oluncaya kadar imanı dosdoğru olmaz. Dili doğru oluncaya kadar da kalbi dosdoğru olmaz. Komşusunun kendisinden bir kötülük gelmeyeceğine emin olmadığı kimse de cennete giremez.”28 buyurarak aynı şekilde müminin ahlâkî tutarlılığa sahip olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Ahlâkla ibadetler arasında da sıkı bir ilişki vardır. İbadet, Allah’a karşı bir görev olmakla birlikte kişiyi ahlâkî açıdan geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Bu yüzdendir ki Kur’an’da namazın her türlü hayâsızlık ve kötülükten alıkoyma özelliğine vurgu Aksi takdirde kişinin ibadeti, ahlâkını güzelleştirmeye vesile olmuyorsa çelişkili bir durum söz konusudur. Nitekim Allah Resûlü, namazı, orucu ve sadakasının çokluğuyla anıldığı hâlde komşularını diliyle inciten bir kadın hakkında kendisine sorulduğunda, onun cehennemde olacağını İman, ibadetler ve ahlâk arasındaki bu denge ve birliktelik göstermektedir ki ahlâklı olmak, tek kelimeyle her şeyde tevhidi bulma çabasıdır. Ahlâkla yakından ilgili diğer bir kavram “edep”tir. “Ziyafete davet, iyi tutum, nezaket” gibi anlamlara gelen edep, başta insan ilişkileri olmak üzere kişinin bireysel ve toplumsal hayatını düzenleyen birtakım kurallardır. Bu kurallar doğrudan ahlâkî davranışları ilgilendirmeyen başka konuları da kapsamakla birlikte, özellikle pratik ahlâkla yakından ilişkilidir. Bu çerçevede edep kurallarına uymak ve onları uygulamak, aynı zamanda ahlâklı olmanın bir gereği olarak düşünülmüştür. Çünkü edep kurallarının temelinde de insanı ahlâken güzelleştirme, olgunlaştırma gayesi vardır. Allah Resûlü’nün güzide ashâbı arasında yer alan Abdullah b. Mes’ûd, edep ve ahlâk ilkelerinin kaynağı olarak Kur’an’ı, yine edep kökünden gelen, “me’dübetullâh” yani, “Allah’ın ziyafet sofrası” diye nitelendirmiş ve “O’nun ziyafet sofrasından gücünüz yettiğince öğrenin istifade edin!” Başka bir sözünde ise her terbiye verenin, verdiği terbiyenin edinilmesini arzu ettiğini, Allah’ın terbiyesinin de Kur’an olduğunu ifade Nitekim mümin, Kur’an’ı hakkıyla yaşantısına geçirdiği ölçüde ahlâklı ve edepli olacaktır. Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber, ahlâkın olduğu kadar edebin de kaynağıdır. Mevlânâ’nın dediği gibi “Âyet âyet bütün Kur’an’ın mânâsı edeptir.” Allah Resûlü de her hâliyle edep timsalidir. ÇOCUKLARINIZA İKRAM EDİNİZ VE ONLARA GÜZEL TERBİYE VERİNİZ Küçük yaşta verilen eğitim ve terbiyenin kalıcılığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Nitekim Hz. Peygamber, “Çocuklarınıza ikram ediniz ve onlara güzel terbiye buyurmuş, “Hiçbir baba, evlâdına güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir.”34 diyerek çocuk terbiyesine verdiği önemi vurgulamıştır. Kendisi de tuvalet temizliği ve âdâbı gibi bir konuda bile ashâbıyla bir baba kadar yakından ilgilenmiş,35 onları her zaman her yerde edebi gözetmeye teşvik etmiştir. Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran, yaratılmışların en şereflisi yapan şey edeptir. Edebin insana değer katan bu yönü özellikle Müslümanların yeni kültürlerle tanışmasından sonra oldukça önem kazanmış, bir insanı kültürlü ve görgülü kılan özelliklerin toplamına “edep” denilir olmuştur. Böylece “edîb” olabilmek, yani yüksek bir kültüre ulaşmak için dil ve edebiyat bilgisi başta olmak üzere tarih, nesep, menkıbe ve âdâb-ı muâşeret gibi bilgilerin öğrenilmesi gerekli görülmüştür. Edep, insanlarla ilişkilerinden ibadetlerine kadar müminin günlük hayatında her alanı kuşatan, böylece bireysel ve toplumsal hayatın bütün detaylarını tanzim eden bir işlev görür. Bu çerçevede yeme içme, giyim kuşam, yatıp kalkma, eve girip çıkma, büyük küçük bütün insanlarla ilişkiler, konuşma, camiye gitme, namaz, oruç ve sadaka gibi her davranışın, her ibadetin âdâbı vardır. Meselâ, her işe Allah’ın adını anarak başlamak,36 yemeği sağ elle ve önünden yemek,37 bir şey içtiğinde kabın içine solumamak,38 başkasının evine izinsiz girmemek,39 selâmı yaymak,40 selâma daha güzeli veya aynıyla karşılık vermek,41 küçüklere merhamet, büyüklere saygı göstermek,42 insanların kusurlarını araştıran değil, örten olmak,43 namazı huşû içerisinde kılmak,44 kötü söz ve fiilleri terk etmek,45 sadakayı başa kakmadan, gönül kırmadan temiz ve güzel şeylerden vermek46 bunlardan bazılarıdır. Bunların hepsi Müslüman’ın zihnini inşa ederek ona şahsiyet kazandıran davranışlardır. Edebe riayet etmek, nefsi terbiye edip ahlâkı güzelleştirdiği gibi hem Allah’ın rızasını, hem de toplumun sevgisi ve takdirini kazanmaya vesiledir. Dipnotlar 1 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, Buhârî, Tefsîr, Alak 1; Müslim, Îmân, Kalem, 68/ İbn Hanbel, II, 381; Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, Buhârî, Menâkıb, Müslim, Müsâfirîn, 139; Ebû Dâvûd, Tatavvu’, Kalem, 68/ İbn Mâce, Ahkâm, 14; Nesâî, es- Sünenü’l-kübrâ, V I, Buhârî, Edeb, 112; Müslim, Fedâil, Ebû Dâvûd, V itr, 32; Nesâî, İstiâze, Müslim, Müsâfirîn, Buhârî, Îmân, Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 1; İbn Abdülber, Temhîd, V I, Fussilet, 41/ Ebû Dâvûd, Sünnet,15; Tirmizî, Radâ’, Buhârî, Menâkıb, 23; Müslim, Fedâil, Buhârî, Fedâilü ashâbi’n-nebî, İbn Hanbel, IV, 227; Dârimî, Büyû’, Müslim, Birr, Tirmizî, Birr, Hûd, 11/ Şems, 91/ Kasas, 28/ Tirmizî, Birr, Ebû Dâvûd, Edeb, B1 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, Saff, 61/ İbn Hanbel, III, Ankebût, 29/ İbn Hanbel, II, Dârimî, Fedâilü’l- Kur’ân, Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, İbn Mâce, Edeb, Tirmizî, Birr, Ebû Dâvûd, Tahâret, 4; Nesâî, Tahâret, İbn Hanbel, II, Buhârî, Et’ime, 2; Müslim, Eşribe, Buhârî, V udû’, Buhârî, İsti’zân, 13; Müslim, Âdâb, Ebû Dâvûd, Edeb, 130-131; Tirmizî, Et’ime, Nisâ, 4/ Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, Müslim, Birr, Mü’minûn, 23/ Tirmizî, Birr, Bakara, 2/264, 267. Kaynak Hadislerle İslam,Diyanet İşleri Başlanlığı İslam ve İhsan
Bu yazımızda Hz. Muhammed’in güzel ahlakla ilgili hadisleri 5 tane kısaca olarak bilgi aktaracağız. Hazreti Muhammed İslam peygamberidir. Son peygamberdir. İçinde bulunduğu topluma ve bütün insanlığa gönderilmiştir. İslam dinin anlaşılmasında ve yaşanmasında elçilik etmiştir. Peygamber numene-i imtisaldir. Örnek alınması gereken tek kişidir. Dinin yaşanmasındaki en önemli kaynaktır. Peygamber güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiği söylemiştir. Ahlak, manevi olarak toplumların iyileşmesini sağlayan bir ilaçtır. Hazreti Muhammed güzel ahlakla ilgili hadisleri şu şekildedir *Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur. – Müslim *En çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır. – Buhari *Yumuşak olan kimseye, dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir. – Tirmizi *Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur. – Taberani *Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir. – Müslim
hz muhammed in güzel ahlakla ilgili hadisleri