🎰 Mezopotamya Uygarlıkları 5 Sınıf Özet

Sınıf. 5. Sınıf 1. Ünite. 5. Sınıf 1. Etkinlik 5 Anadolu ve Mezopotamya Uygarlıkları ile ilgili verilen cümlelerden doğru olanları işaretleyiniz. MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Mezopotamya uygarlıkları ile ilgili bilgiler dönem dönem vatandaşlar için merak konusu oluyor. Mezopotamya bölgesinde kurulan uygarlıklar ve uygarlıkların özellikleri bugüne kadar bir Sınıf Anadolu ve Mezopotamya Uygarlıkları Özeti başlıklı dosya HangiSoru.com tarafından güncel eğitim öğretim yılına uygun olarak paylaşıma sunulmuştur. 5. Sınıf Anadolu ve Mezopotamya Uygarlıkları Özeti güncel kaynaklardan derlenerek ve gerekli düzenlemelerle hazırlanmıştır. Bu dosyaya benzer güncel ve yeni dosya MezopotamyaUygarlığı. Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan topraklara, iki ırmak arası anlamına gelen Mezopotamya tabiri kullanılır. Nehrin akış yönüne göre bölge Yukarı Mezopotamya ve Aşağı Mezopotamya olarak bölümlendirilmiştir. Mezopotamya, İlk Çağ’ın en eski ve en önemli uygarlık merkezlerinden biridir. 2021-2022 Sosyal Bilgiler 5.Sınıf Anadolu ve Mezopotamya Uygarlıkları Tablo Özet 2019 - 2020 İndir -5.Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı ve Özetler ,2021-20225.Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı ve Özetler dosyasını indir 2021-2022 Eğitim - Öğretim Yılı, Sinifogretmeniyiz.biz Mezopotamya Uygarlıkları Kısa Özet Hakkında , Mezopotamya Uygarlıkları Kısa Özet , Mezopotamya Uygarlıkları Kısa Özet İle İlgili Bilgiler. Güneydoğu Anadolu’dan başlayarak, Basra Körfezine kadar uzanan, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye Mezopotamya denir. Mezopotamya Verimli topraklara sahip olması, iklim 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Uygarlıkların İnsanlık Tarihine Özellikle Anadolu Uygarlıkları ve Mezopotamya uygarlıkları bugünkü medeniyetin gelişmesi için oldukça büyük buluşlar ÇizgilerleMezopotamya Uygarlıkları Kısa Özet. Uygarlık tarihinde yazıyı ilk kullanan Sümerler, tarihteki ilk imparatorluğu kurmuş olan Asurlar, *dünyanın en güzel kentinde* yaşayan Babilliler bu kitapta sizi bekliyor. Mezopotamya sözcüğü eski Yunancada *İki nehir arası* anlamına gelir. Anadolu’da doğup Basra Körfezi LRRj. Mezopotamya Uygarlıkları Sümerler, Akadlar, Elamlar, Babilliler, Asurlular MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Mezopotamya uygarlığını Sümerler, Akadlar, Elamlar, Babilliler ve Asurlular meydana getirmişlerdir. Sümerler Asya’dan gelen kavimlerden kuruldu. “Site “ denilen şehir devletleri halinde yaşadılar. Sitelerin başında “ensi veya patesi“ denilen krallar bulunurdu. Ensi veya patesi birkaç siteye hakim olursa ”lugal” bütün sitelere egemen olursa “lugal kalma=büyük kral” olurdu. MÖ 3500’lerde yazıyı bularak kullandılar. Tarihte ilk kez yazılı edebiyat alanında eserler verdiler Yaradılış ve Gılgamış destanları, Tufan Hikayesi Geometri ve aritmetiğin temelini atmışlar, dört işlemi kullanmışlar, dairenin alanını hesaplamışlardır. “Ziggurat“ adlı çok katlı tapınakları vardı. Zigguratların a. Alt katlarını buğday ambarı b. Orta katlarını okul ve tapınak c. En üst katlarını rasathane gözlemevi olarak kullanmışlardır. Çok tanrılı dinleri vardı. Ekonomik yaşamın temeli tarıma dayanırdı. Sümer ordusu atlı ve yayalardan oluşurdu. Savaş arabalarını ilk kez Sümerler kullanmıştır. Gümüşü para yerine kullandılar. Önemli site şehir devletleri Ur, Uruk, Kiş, Eridu, Umma, Lagaş’tır. Sümerlerde ilk yazılı kanunları yapan Lagaş Kralı Urgakinadır. Kanunlarında aile hukukuna önem vermişlerdir. Akadlar Arabistan’dan gelen ”Sami” kavimlerindendir. Orta Mezopotamya’da devlet kurmuşlardır. Sümer kültürünü Ön Asya’ya taşıdılar. Sümerlere son verdiler. “Kral Sargon“ dönemi en güçlü dönemleridir. Tarihte bilinen ilk düzenli orduyu kurdular ve Mezopotamya’ya egemen oldular. Dünyada bilinen ilk harita Akadlar tarafından çizilen Mezopotamya haritasıdır. Elamlar Güneydoğu Mezopotamya’da kuruldular. Güzel sanatlar, süsleme ve tarımda ilerlediler. Merkezi “Sus” şehridir. Asurlular tarafından yıkıldılar Babiller Samilerin bir kolu olan ”Amurlular” tarafından kuruldular. En büyük hükümdarları Hammurabi’dir. Kendi adıyla anılan kanunlarını yapmıştır. I. Babil Kralı Hammurabi gücünü din yerine ordudan alan bir idare kurdu. Böylece dünyada ilk mutlak krallık monarşi ortaya çıktı. I. Babil devletine Hititler son verdi. II. Babil Devleti’nin en güçlü kralı Nabukednazer’dir bu kral Babil Kulesi ve Babil’in Asma Bahçelerini yaptırmıştır. II. Babil Devleti’ne Persler son vermişlerdir. Asurlar MÖ 2000’lerde Anadolu’da ticaret kolonileri kurarak ticareti geliştirdiler. Koloni Bir devletin kendi sınırları dışında kurduğu ticaret merkezi. Kaya oymacılığında ilerlemişlerdir. Hammurabi kanunlarından daha sert ceza kanunları vardı. “Karum” denilen pazaryerleri kurmuşlardır. En büyük Karum Kayseri-KÜLTEPE’deki Kaniş’tir. Sürekli ve düzenli orduları vardı. MÖ VII. Yüzyılda Medler ve Babiller tarafından ortadan kaldırıldılar. Not Asurlar Sümerler’in çivi yazısını Anadolu’ya taşıyarak Anadolu’nun “tarih çağlarına” girmesini sağladılar. Mezopotamya Uygarlıklarından günümüze kadar mimari eserler gelememesinin sebepleri Mezopotamya’da taş çok az bulunduğu için binalarını kerpiç ve topraktan yapmaları. Mezopomya’nın sık sık istilalara uğraması yüzünden savaşlarda tahrip olması. Sedat Kınayı Mezopotamya Uygarlıkları Sümerler Akadlar Elamlar Babilliler Asurlular tarih ders notu konu özeti çalışma notları özetler ders anlatım Sedat Kınayı Ali Efe Allah razı olsun. 2021-05-05Eren Ş. süper gercekten sagolun 2019-10-24Can Asurlula,sümerler,babiller ................. 'da uygarlık larıdır......... ben bu soruyu istiyorum. 2018-05-08 20/12/2014 İnsanlığın İlk Dönemleri Ünitesi 29,862 Görünümler Mezopotamya Uygarlığı Özeti İlk çağlarda Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgeye Mezopotamya adı verilmiştir. Mezopotamya, verimli topraklara sahip olduğu için sık sık istilaya uğramış, birçok kavim gelerek bölgeye yerleşmiş, bu nedenle birçok uygarlık kurulmuştur. a Sümerler Mezopotamya’nın siyasi ve kültürel tarihi Sümerlerle başlar. Sümerler Asya kökenli bir kavim olup, MÖ IV. binde Aşağı Mezopotamya’ya yerleşmiş, burada Lagaş, Ur, Uruk, Eridu, Ummo ve Kaş gibi “şehir devletleri” kurmuşlardır. Sümerler yazıyı kullanan ilk toplumdur. Dilleri Asya kökenlidir. Yazı sayesinde edebi türler gelişmiştir. Bunların başında destanlar gelir. Gılgamış Destanı, Tufan Hikâyesi, Yaradılış Manzumesi günümüze kadar gelen klasik eserlerdir. Sümerler hukuk devletinin kurulmasına öncülük etmişlerdir. İlk kanun Lagaş Kralı Urukagina tarafından çıkarılmış; burada, kralın baskı ve zulme son vererek özgürlüğü getirdiği anlatılmıştır. Bu kanunlarda cezalandırma yöntemi “fidye” bedel’dir. Sümer dini çok tanrılı Toprak tanrıların malı sayılıyor ve rahiplerin gözetiminde işletiliyordu. Urukagina reformlarıyla özel mülkiyet ortaya çıkmıştır. Sümer sanatı canlı ve gerçekçi idi. Kabartma, oyma, kuyumculuk ve heykelcilik gelişmiş, “Zigurrat” denilen çok katlı tapınaklar yapılmıştır. Sümerlerde düzenli bir ordu yoktu. Köleler dışında her erkek asker sayılırdı. Sümerler bilimin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş; ayı 30, yılı 360 gün olarak hesaplamış; daireyi 360 dereceye bölmüşlerdir. b Akadlar Sâmi ırkındandırlar. MÖ IV. binde, Arap yarımadasından gelerek, Mezopotamya’ya yerleştiler. Başkentleri Agede Sümerleri yıkarak tüm Mezopotamya’yı egemenlikleri altına aldılar. c Elamlılar MÖ IV. binden itibaren varlık gösterdiler. Sümer ve Akad himayesinde yaşadılar. Başkentleri Sus şehri idi. Tarım ve hayvancılıkla uğraştılar. d Babilliler Sâmi ırkından olan Amurrular, MÖ 2000 yıllarında Babil merkez olmak üzere bir devlet ve düzenli bir ordu kurdular. Babillilerin ilk devletine Hititler, ikinci devletlerine ise Persler son verdiler. Babil Kralı Hammurabi önemli yasalar çıkardı. Kişi ve toplum hukukunu birbirinden ayırdı Devletin teokratik özelliğini kaldırdı. Cezalandırmada kısas yöntemini uyguladı. Babil Kulesi ve Asma Bahçeleri dünyanın başlıca şaheserlerindendir. e Asurlular Sâmi kökenli bir diğer kavim olan Asurlular, MÖ 2000’de Ninova şehri çevresine yerleştiler. Egemenlik alanlarını Kapadokya’ya kadar genişlettiler. Anadolu’da çeşitli koloniler kurarak ticareti geliştirdiler. Bu sayede Mezopotamya uygarlığını Anadolu’da yaydılar. MÖ VII. yüzyılda Medler ve Babilliler Asur hakimiyetine son verdiler. Asurlular kaya oymacılığında geliştiler. Kütüphanecilik faaliyetini başlattılar. Hammurabi Kanunları’ndan daha sert cezalar içeren yasalar çıkardılar. Mezopotamya uygarlıklarının genel özellikleri Siyasi yapı “şehir devletleri” biçimindeydi. Bunlardan biri diğerine üstünlük kurunca, hakim şehrin kralı tüm ülkenin kralı olurdu. Patesi adı verilen krallar, ülkelerini tanrı adına idare ederlerdi. Kralların yanında, gerektiğinde toplantıya çağrılan danışma meclisleri vardı. Mezepotamya uygarlığının dini çok tanrılı idi. Sümerlerde ahiret inancı vardı. Sâmilerin Mezopotamya’ya gelmesiyle bu inanç kayboldu. Halk hürler, korunanlar ve köleler şeklinde sınıflara ayrılmıştı. Kölelerinin hiçbir hakkı yoktu. Ekonominin temeli tarımdı. Tüccarlar Anadolu, Suriye, Mısır ve Hindistan’a giderek, ticaret yapıyorlardı. Bütün ticari faaliyetler takas esasına dayanıyordu. Ölçü birimleri sistemleştirilmişti. Mezopotamya medeniyeti Akdeniz medeniyetinin temeli oldu. En çok etkilediği yer ise Anadolu’ Mezopotamya Ortadoğu’da, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölgeye verilen addır. Mezopotamya’nın yaşadığımız coğrafyada şu andaki yerini belirtmek gerekirse Irak, Kuzeydoğu Suriye, Güneydoğu Anadolu ve Güneybatı İran topraklarından oluşmaktadır. Büyük bir bölümü bugünkü Irak’ın sınırlarının içinde kalan Mezopotamya, tarihte birçok medeniyetin doğduğu ve asırlar boyunca kavimlerin uğruna kan döktüğü bereketli topraklara sahip bir bölgedir. Mezopotamya’nın Coğrafi Konumu ve Özellikleri Şattü-l Arap Mezopotamya olarak ismi geçen bölge, Fırat ve Dicle nehirleri arasında yer alır. Bu sebeple Mezopotamya tanımı daha çok toprakları bu iki nehir arasında kalan yerleşim yerleri için kullanılmaktadır. Güneydoğu Toroslardaki kar ve yağmur sularıyla kabaran Dicle ve Fırat Nehri, Bağdat yakınlarındaki Kurna şehrinde birleşirler. Bu nehirler birleştikten sonra “Şattü-l Arap” ismini alır ve sonra Basra Körfezi’nden denize dökülür. Mezopotamya ve Tarihi Mezopotamya Haritası Mezopotamya bölgesi, medeniyetlerin doğuşuna ve çöküşüne tanıklık ettiği için medeniyetlerin beşiği olarak ifade edilir. Bereketli toprakları ve uygun iklim şartları nedeniyle çok eski zamanlardan beri yerleşime sahne olmuş ve asırlarca istilaya uğramıştır. Bilinen ilk okur-yazar toplulukların yaşadığı bu bölgede birçok medeniyet gelişmiştir. Mezopotamya; Sümer, Babil, Asur, Akad ve Elam gibi çok eski tarihlere dayanan medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve dünya kültür medeniyetinin başlangıç noktası olmuştur. Özellikle farklı coğrafyalardan bölgeye yapılan göçler, siyasi iktidarsızlık yaratmış fakat buna rağmen bölgenin kültürel mirasını da bir o kadar arttırmıştır. Dünyanın en köklü medeniyetleri olan ve dünya mirasının ilklerini oluşturan Sümerler, Akadlar, Babiller, Asurlular gibi büyük medeniyetler Mezopotamya toprakları üzerinde hüküm sürümüşlerdir. Dünya üzerinde son buzul çağı hüküm sürerken insanlar özellikle buzların erimeye başladığı ve ılıman iklime sahip olan daha güney bölgelere inmeye başlamışlardır. Bu göçler esnasında Mezopotamya’da yerleşim yerleri kuran insanlar zamanla Buz Devri’nin bitmesiyle kuru tarıma başlamışlardır. Güneydoğu Anadolu’da Çayönü Diyarbakır-Türkiye ve Göbekli Tepe Şanlıurfa-Türkiye gibi yerleşim yerleri Neolitik dönemde Mezopotamya’daki göze çarpan başlıca yerleşim bölgeleridir. Adı geçen bu yerleşim yerleri özellikle medeniyetlerin yaşam tarzları ve kullanılan araç ve gereçlerin teknolojik ilerlemesini takip edilebilmesi açısından da oldukça önemlidirler. Mezopotamya’da Kurulan Medeniyetler Sümerler 1. Sümerler Büyük medeniyetlerin ve dünya kültür mirasının temellerini atan Sümerler, tarih sahnesine diğer medeniyetlere nazaran daha erken çıkmıştır. 4000 yıllarından itibaren başlayan tarihi ile Sümerler; yazı, dil, tıp, astronomi, matematik gibi pozitif öğretilerin yanı sıra din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda da diğer medeniyetlere örnek olmuşlardır. Sümerler döneminde Mezopotamya'da 18 tanesi büyük olmak üzere yaklaşık 35 şehir ve kasaba var olduğu bilinmektedir. Bunlara; Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur örnek verilebilir. İlk olarak Uruk Kralı Lugalzagizi aşağı Mezopotamya’daki kent devletlerini bir yönetim altında toplamıştır Sümerlere Elamlar son vermiş 2000 yıllarının başları ve böylece Mezopotamya’da Akadların devri başlamıştır. Akadlar 2. Akadlar Sümerlerin zayıflamasından sonra güçlenen Akadlar, Sami kökenli savaşçı bir topluluktur. Sümerlerden sonra Mezopotamya’nın hükümdarlığını ele geçiren bu topluluk, Mezopotamya’daki medeni gelişimin öncülüğünü yapmıştır. Savaşçı bir topluluk olan Akadlar, ilerleyen tarihlerde çıkacak olan Sami kökenli Asur ve Babil halklarına da öncülük etmişlerdir. Çok tanrılı bir inanca sahip olan Akadlar zafer anıtını inşa eden topluluk olmuştur. Akadlar, Sümerlerin aksine merkezi otoriteye önem vermiş ve Mezopotamya’yı tek bir merkezden yönetme planları kurmuşlardır. Akad hanedanının kurucucu Sargon ailesidir. Agade isimli bir başkent kuran Sargon tarihi kayıtlara göre 34 savaş yapmıştır. Yinede Sargon ile ilgili anlatılan ve eldeki bulgular daha çok mitolojik ve efsane niteliğindedir. Sargon’un torunu olan Akad Kralı Naram-Sin de dedesinin yolundan giderek birçok sefer yapmıştır. Fakat bölgedeki güç dengelerinin değişmesiyle Akadlar bu dönemde düşüşe geçmişlerdir. Kısa bir süre içinde Zagros Dağları’ndan inen ve Akad ülkesini işgale başlayan Gutiler ile yönetim zayıflamış ve 2100 yıllarında tekrar Sümerler tarafından yıkılmışlardır. Babiller 3. Babiller Sami kökenli bir topluluk olan Babiller Amurrular tarafından kurulmuştur. Devletin kurucusu Sumu-Abum’dur. Özellikle devletin başına geçen 5. Kral Hammurabi ile Babiller diğer kavimlere egemenlik kurmuşlardır. Hititlerin çekilmesinden sonra Babil ülkesi Asurluların egemenliğine girmiştir. Medlerle birleşen Babiller 626 yılında Asur devletini yenerek tekrar bağımsız olmuş ve II. Babil Krallığı’nı kurmuşlardır. Kurulan II. Babil devletine ise Persler son vermiştir. Sümerlerin etkisinde bir medeniyet kuran Babiller, ziggurat denen çok katlı tapınakları inşa etmişlerdir. Bu yapıların üst katı rasathane gözlemevi, alt katını ise ürünlerin depo edildiği kiler olarak kullanmışlardır. Mimari açıdan Mezopotamya’nın en gelişmiş medeniyeti Babiller olmuşlardır. Asurlular 4. Asurlular 2100 yıllarında Arabistan’dan gelerek Mezopotamya'ya yerleşen Asurlular Sami kökenli bir kavimdir. Fakat zamanla içlerine Sümerlilere benzeyen Hurriler de karışmıştır. Bu devlet adını kuruldukları Asur şehrinden almıştır. Başkenti Dicle kıyısında kurulan Ninova şehridir. Asurlular 1960 yıllarından sonra Anadolu’da pek çok ticaret kolonisi kurmuşlardır. Anadolu’ya yazının gelmesi Asurlu tüccarların sayesinde olmuştur. Hititlerin akınları ile zayıflayan bu kavim en parlak dönemlerini Asurbanipal zamanında yaşamışlardır. Yaptıkları seferlerle Kıbrıs’a egemen olan Asurlular, devletin sınırlarını İran’dan Mısır’a kadar genişletmişlerdir. Hititler, Mısırlılar ve Urartularla savaşmışlardır. İran’da giderek güçlenen Medler, Babilliler ile birleşerek Asurlulara son vermişlerdir 625. Asur devleti yıkıldıktan sonra toprakları Babil ve Medler arasında paylaşılıştır. Elamlar 5. Elamlar Sami kökenli olan Elamlılar Mezopotamya’nın güneydoğusunda hüküm sürmüşlerdir. Başkentleri Sus şehri olmuştur. 3000 yılında diğer kentlere egemenlik kurmuş olan Elamlar, 7. yüzyılda Asurlular tarafından yıkılmışlardır. Son olarak Bölgedeki diğer kavimlere üstünlük kuran Persler giderek güçlenmişlerdir. Büyük İskender’in Persleri egemenliği altına alışına kadar Mezopotamya Pers egemenliğinde kalmıştır. Pers-Sasani İmparatorluğu döneminde Mezopotamya bölgesi “İran’ın Kalbi” olarak anılmıştır. Daha sonra Mezopotamya’nın Arap halifelerin kontrolüne girmesiyle kuzeyde Musul ve güneyde Bağdat şehirleri başkent olarak seçilmişlerdir. Daha sonra Osmanlı hâkimiyetindeyken üç vilayete ayrılan Mezopotamya, Musul, Bağdat ve Basra daha sonra kısa bir süreliğine de olsa I. Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizlerin eline geçmiştir. Daha sonra 1920’de İngilizler tarafından Irak ulus devleti kurulmuştur ki bugünkü Irak sınırlarının yanı sıra Kuveyt de bu sınırlara dâhil olmuştur. İster buzul çağından sonra olsun isterse Osmanlı Devleti döneminde, Mezopotamya, böylesine bereketli topraklar ve kıtalar arasında stratejik öneme sahip bir bölge olmuştur. Yakın zamanda yaşanan Arap Baharı, Libya ve Mısır’da çıkan isyanlar ve Güneydoğu komşularımıza yapılan müdahaleler bölgedeki kıymetli topraklarının günümüze kadar etkisini sürdürdüğünün belirtisi olmuştur. Mezopotamya Uygarlıklarında Yazı Mezopotamya yüzyıllarca birçok bölgeden göç almış bir bölge olduğu için buraya göç eden kavimler burada yeni bir uygarlık kurmak yerine bölgede var olan uygarlığın yaşam tarzını ya da dini inanışını benimsemişlerdir. Mezopotamya uygarlıklarında ilk önceleri resimli anlatım kullanılmış daha sonraları çivi yazısına geçilmiştir. Çivi yazısı anlatılmak istenen düşüncenin küçük resimler aracılığıyla anlatılan piktogramdan esinlenmesiyle hazırlanmıştır. Daha sonraları geliştirilen bu resimlerin yerini harfler oluşturulmaya başlamış ve çivi yazısı keşfedilmiştir. Kullanılan bu semboller kil tabletler üzerine işlenir, tabletler fırında pişirilir ve böylece yazı korunmuş olurdu. Mezopotamya da yazı Mezopotamya’da yazı dili, sık olarak kullanılan Sümerce ve Akadça’dır. Bu dillerden özellikle Sümerce Türkçe'ye olan benzerliğiyle büyük dikkat çekmiştir. Daha sonra bölgede güçlenmeye başlayan Hurilerin dili olan Hurrice’de bölgedeki hükümdarlıkları süresince kullanılmıştır. Ayrıca Hurrice’nin kökeninin Kuzeydoğu Kafkas dili ailesine yakınlık gösterdiği de bulunan az sayıda belgelerle kanıtlanmıştır. Yazının icadıyla birlikte medeniyetler edebi eserlerde de gelişim göstermiştir. “Gılgamış Destanı”, “Tufan Hikâyesi” ve “Yaratılış Manzumesi” gibi önemli eserler bu bölgede şekillenmiştir. Mezopotamya Uygarlıklarının Yaşam Biçimi Mezopotamya da yaşam Mezopotamya uygarlıklarında toplumsal sınıfın en üstünde Krallar ve rahipler yer almıştır. Bunun altında kalan sınıflar ise; asiller, hürler ve köleler olarak üçe ayrılmıştır. Asillere kral tarafından geniş topraklar verilmiş ve savaşta kralın yanında bulunmuşlardır. Hürler, ülkedeki bütün haklara sahip kimselerdir. Bunlar, askerler, zanaatkârlar, tüccarlar ve köylülerden oluşur bu kesim vergilerini verir, askerlik yapar, tapınak ve kanal yapımında çalışırlardı. Halk kitlesinin en alt tabakası olan köleler ise, hiçbir hakkı olmayan insanlardı ve bu kişiler eşya gibi ticarete konu olabilir hatta takas edilebilirdi. Köleler; savaşta esir alınan, parayla satılan, borçları yüzünden hürriyetlerini kaybeden insanlardan meydana geliyordu. Mezopotamya Uygarlıklarında Bilim ve Tıp Mezopotamya bölgesi özellikle astronomi ve matematikte ilerleyen uygarlıklardan oluşmuştur. Sümerler, zamanı 60 dakikalık saatlerle ölçen ve ilk kez haftayı 7 güne bölerek zaman planı yapan uygarlık olmuştur. Astronomide ilerleyen bu uygarlıklar daha çok astronomiyi bir bilimden ziyade mitolojik güce ulaşmak ve onu anlayabilmek için bir araç olarak kullanmışlardır. Her ne kadar anatomi ve tıp biliminde gelişme gösteremeseler de özellikle başlıca hastalıkların listesini tutmuş, hatta vakaları inceleyerek bir teşhis listesi oluşturmuşlardır. Mezopotamya Uygarlıklarında Hukuk Mezopotamya uygarlıklarında özellikle Babil kralı olan Hammurabi kendi yasaları ile ünlü bir kraldır. 1780 yıllarında bulunmuş olan Hammurabi Yasaları en eski kanunlardır ve Mezopotamya uygarlıklarından günümüze kalan eserler arasında en iyi korunanıdır. Hammurabi yasaları 282 hükümden oluşmaktadır. Özellikle kanunlarda yer alan evlilik kurumu ile ilgili kurallar günümüzdeki Medeni Hukuk’un temellerini atmıştır. Mezopotamya Uygarlıklarında Dini İnanış ve Mitoloji Mezopotamya'da Dini İnanış Mezopotamya uygarlıklarında hakim olan dini inanış, daha çok göklerde yaşadığına inanılan tanrı ve tanrıçalardan kurulu çok tanrılı bir inanıştan oluşmaktadır. Bu dönemde dini inanışa dayalı yazılmış olan destanlar hem dini hem de mitolojik tasvirlerle doludur. Özellikle inanışların ortaya çıkışı olarak nitelendirilen bu dini inanış “Tufan” ve “Yaratılış” gibi mitolojik anlatımlarla zenginleştirilmiştir. Mezopotamya’nın dini inanışı; Sümer, Akad, Asur ve Babil odaklı olmakla beraber, bölgedeki yaşayan halkın mitolojik inanışlarından da yoğun şekilde beslenmiştir. Çok tanrılı olan Mezopotamya dinlerinin Tanrı ve Tanrıçaları zaman içinde isim olarak değiştirilse de bazı odak tanrılar hep aynı kalmıştır. Bu tanrı ve tanrıçalardan bazıları şunlardır 1. An Sümerler de Gök Tanrısı olan An, daha sonraları “Anu” olarak anılmaya başlanır. Anu Ki ile evlidir; fakat diğer Mezopotamya dinlerinde Uras olarak anılan bir eşi daha vardır. 2. Marduk Babil’in baş Tanrısı’dır. 3. Gula Bazı bölgelerde Ninişina olarak bilinen bu Tanrıçanın şifa kaynağı olduğuna inanılırdı. Bir kişi hastalandığında hastanın şifa bulması için Gula’ya dua edilirdi. 4. Nanna Ay Tanrısıdır. Enlil’in çocuklarından biridir. 5. Enlil Mezopotamya dininin en güçlü Tanrısı olarak görülürdü. Karısı Ninlil çocukları ise İnana, Iskur, Nanna-Suen, Nergal, Ninurta, Papilsag, Nuşu, Utu, Uras, Zabab ve Ennungi’dir. 6. İşTar Asurlu aşk ve cinsellik tanrıçasıdır. Sümer tanrıçası İnanna’dan geldiği düşünülmektedir. 7. Nabu ve Ninurta Nabu, yazı ve bilgelik tanrısıdır; Ninurta ise, Savaş Tanrısıdır. Mezopotamya İlk Kardeşkanının Döküldüğü Coğrafya Mıdır? Kardeş olan Habil ve Kabil, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem’in oğullarıdır. Büyüyüp ergin yaşa gelince Kabil, kardeşinin evleneceği kıza talip olmuştur, bu olay üzerine Hz. Âdem ikisinin de kurban kesmelerini Allah-u Teâla’nın hangisinin kurbanını kabul ederse, o kişinin kızla evleneceğini söylemiştir. Kurbanlar kesildikten sonra kalbi fesat ve kinle dolu Kabil kaybetmiş, Allah-u Teâla Habil'in kurbanını kabul etmiştir. Bunun üzerine iyice sinirlenen Kabil, öz kardeşini öldürmeyi düşünmüştür. Kuran-ı Kerim’de de Hz. Âdem’in oğulları arasında geçen olayın kısas olarak gösterilmesi ve anlatılması bu hikâyeyi doğrulamaktadır. Daha sonra kurbanı kabul edilmeyen Kabil, kardeşine onu öldüreceğini söylemiştir; fakat kardeşi hiçbir şekilde karşı koymamış ve Kabil öz kardeşini öldürmüştür. Kardeşini öldürdükten sonra azaplarda boğulan Kabil'e, kardeşini gömmesi için bir karga örnek olunca “Eyvahlar olsun şu karga kadar olamadım” diyerek kardeş acısıyla iyice yanarak kavrulmuştur. Hz. Âdem Habil’in ölümünü duyunca Kabil'e beddua etmiş ve Kabil, Yemen diyarına kaçarak orada yurtsuzların, putperestlerin içine karışmıştır. Kabil, ilk kardeş kanı döken insan olarak anılır. Hz. Muhammed bu olayla ilgili hadisi şerifte şöyle buyurmuştur “Haksız yere öldürülen her insanın kanının günahında, Âdem’in oğlunun Kabil bir payı ayrılır. Çünkü bu katli adet edindiren odur.” İşte bu yüzden “burası Mezopotamya Kabil’in Habil’i öldürdüğü ve tarihte ilk kardeş kanının döküldüğü yerdir” denmiştir. İlginizi çekebilecek diğer olaylar En Yeniler geri ileri 1. Listedesiniz geri ileri Biyografiler Michael Jackson CV BİYOGRAFİ Vladimir Lenin CV BİYOGRAFİ Alan Turing CV BİYOGRAFİ Adolf Hitler CV BİYOGRAFİ Joseph Goebbels CV BİYOGRAFİ Che Guevara CV BİYOGRAFİ Niccolò Machiavelli CV BİYOGRAFİ Napolyon Bonapart CV BİYOGRAFİ Sabiha Gökçen CV BİYOGRAFİ Fatih Sultan Mehmet CV BİYOGRAFİ Nikola Tesla CV BİYOGRAFİ Deniz Gezmiş CV BİYOGRAFİ Ismael Zambada Garcia CV BİYOGRAFİ Benjamin Franklin CV BİYOGRAFİ Osho CV BİYOGRAFİ Kullanıcımız yeni bir kaynak oluşturdu Sosyal Bilgiler Mezopotamya ve Anadolu Uygarlıkları Sunu Slayt - Sosyal Bilgiler Mezopotamya ve Anadolu Uygarlıkları Sunu Slayt Sosyal Bilgiler Mezopotamya ve Anadolu Uygarlıkları Sunu Slayt Engin Demirci Genişletmek için tıkla ... Bu kaynak hakkında daha fazla bilgi ...

mezopotamya uygarlıkları 5 sınıf özet