🦄 Edebiyat Söz Sanatları 9 Sınıf Örnekleri

9sınıf edebiyat söz sanatları kısaca Söz Sanatları 1 ) Teşbih (Benzetme) : Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır. Teşbih sanatında en az iki, en fazla dört öğe bulunur. 9Sınıf Edebiyat Dersi Tüm Konuları, Anlatımları, Örnekleri PDT. Söz Sanatları - roman 3 - Edebiyat 9.sınıf roman 3 Şubat 2022. İnci Hoca. Söz Sanatları – 1. Teşbih (Benzetme) Aralarında çeşitli yönlerden ilgi bulunan iki kavram ya da varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesiyle yapılan söz sanatıdır. Teşbihin Unsurları. a) Benzeyen -zayıf. b) Kendisine Benzetilen -güçlü. c) Benzetme Edatı -gibi, sanki, misali vb. 9.sınıf Türk dili ve edebiyatı konu anlatımı, özet bilgiler, Güzel sanatlar ve edebiyat, güzel sanatlar içinde edebiyatın yeri, edebiyatın tanımı, diğer bilimlerle ilişkisi, edebiyat tarihi ve önemi, dilin önemi,dil-kültür-edebiyat ilişkisi, metin-edebi metin, edebiyat ve gerçeklik, şiir ve zihniyet, ahenk, ölçü, vezin, aruz ölçüsü, durak, hece ölçüsü uyak 7- Mübalağa, teşbih ve kişileştirme gibi söz sanatları sıklıkla kullanılır. 8- Birçok şiirde İran ve Yunan mitolojisinde yer alan gerçeküstü ögelere ve karakterlere yer verilmiştir. Dosya Adı: 9.Sınıf Edebiyat Ders Notları (Söz Sanatları) Dosya Boyutu: 346 KB. Son Görüntülenme Tarihi: 2022-07-10 12:14:44. Dosya Açıklaması: 9.Sınıf Edebiyat Ders Notları (Söz Sanatları) sunumcubeys adlı kullanıcımız tarafından 9.Sınıf DersNotu Edebiyat kategorisine eklenen bu içerik 4653 kez indirilmiş. 9.Sınıf Teşbih(Benzetme) ♦ Aralarında ortak bir özellik bulunan iki varlıktan ortak özellikçe zayıf olanının güçlü olana yaklaştırılmasına “teşbih” denir. ♦ Teşbihte bir varlık herhangi bir özelliğiyle güçlendirilmek istenir. Bu amaçla o varlığa, genellikle o özelliğin simgesi durumundaki başka bir varlık örnek Türkdili ve edebiyatı denemeleri, Türkçe testleri, konu anlatımları, kazanım soruları: Bu bölümde Türk dili ve edebiyatı dersi için 9, 10, 11 ve 12. sınıf düzeyinde hazırlanmış Türkçe ve edebiyat kazanım testleri bulunmaktadır. Testlerimiz PDF ve çevrim içi (online) olarak hazırlanmıştır. Edebiyat ve dil bilgisi Edebîsanatlar, ince duyguların, keskin zekâların ve estetik duyarlığın ürünü olarak doğmuştur. Düzyazı temelde düşüncenin tarlasıdır. Bu nedenle düzyazılarda düşünce ağırlıklı konular işlene gelmiştir. Bu açıdan düzyazılarda yalın bir anlatım tercih edilmiştir. Şiirde ise düşünceden çok duygular gQqR. Söz Sanatları yani Teşbih, İstiare, Kişileştirme gibi anlam derinliği, anlam zenginliği için kullanılan yöntemler, Söz Sanatları TYT ve AYT testlerinde sorulan önemli konulardan biri. Anlam sorularından farklı olarak öğrenmen gereken bazı kurallar da mevcut. Edebi Sanatlar ve Söz Sanatları konusu bol soru çözerek pekiştirilebilir. Soru çözmeye başladıktan sonra bu konunun sana çok kolay geleceğine eminiz! Kunduz eğitmenlerimizden Türkçe öğretmeni Nurcan Hoca, bu konu hakkında senin için çok faydalı bir yazı hazırladı ve mutlaka görmen gereken örnek soruları seçti. Şimdi birlikte 9. Sınıf Edebiyat Söz Sanatları konusunu keşfedelim ve söz sanatları örnek cümleleri inceleyelim! Şiirde anlam derinliği, anlam zenginliği daha etkili daha vurucu bir üslup oluşturmak adına yüzyıllardır söz sanatları edebiyatımızda kullanılmıştır. İMGE ve SÖZ SANATLARI İstiare-Teşhis-İntak Edebi Söz Sanatları ve Örnekleri 1 Teşbih Benzetme Sanatı Aralarında çeşitli ilişkiler bulunan iki nesneden güçsüz olanın güçlü olana benzetilmesi sanatıdır. Benzetmede benzeyen, benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı olmak üzere 4 unsur kullanılır. NOT Benzetme sanatında benzeyen ve benzetileni iyi ayırt etmeliyiz. Şöyle düşünebiliriz bizi annemize ya da babamıza biz anneye benzetiliyoruz bu durumda benzetilen anne benzeyen biz oluruz. O zaman bu bilgiden yola çıkarak benzetilen güçlü, benzeyen güçsüzdür. Anne, babamız bizden daha güçlü buradan aklımızda tutabiliriz. Aşağıdaki cümlede bu unsurları bulmuş olalım Suda sabun gibi eriyor zaman Su sabuna benzetilmiş o hâlde;Su benzeyenSabun benzetilenİkisinin ortak noktası erimesidir. Erime benzetme yönüGibi benzetme edatı Açıklama Yukarıdaki örnekten benzetmenin 4 unsuru da kullanılmıştır. İllaki benzetme sanatında 4 unsur da olmak zorunda değildir. Benzeyen ve benzetilenin kullanılması yeterlidir. Kömür gözlüm sen de sevda ne arar?Göz kömüre benzetilmiş o halde;Göz —> benzeyenKömür–> benzetilen Açıklama Yukarıdaki örnekte benzeyen ve benzetilen kullanılmıştır. Bu benzetmelere teşbih-i beliğ denilmektedir. 2 İstiare Eğretileme Söz Sanatı İstiare sanatı aslında benzetme sanatının bir parçasıdır. Benzetmenin iki ana unsuru olan benzeyen ve benzetilenden sadece birinin kullanılmasıyla gerçekleşir. Benzeyen kullanılırsa kapalı istiare benzetilen kullanılırsa açık istiare olur. Bu bilgiyi kesinlikle unutmamalıyız. Daha önceki bilgilerimizden güçlü ve güçsüzün hangi unsur olduğunu biliyoruz. Benzeyen–> GüçsüzBenzetilen–> GüçlüGüçsüz, içine kapanık –> Kapalı İstiareGüçlü , açık açık konuşur –> Açık istiare Bu bilgileri göz önünde bulundurarak aşağıdaki örnekleri inceleyelim. İstiare sanatların en zor olanıdır ve gerçekten anlaşılması güçtür. Divan edebiyatındaki sanatçılar istiareyi çokça kullanmışlardır. Bize sorulacak sorularda istiarenin zor örneklerini değil basit örneklerini soruyorlar. Kurban olam, kurban olam Beşikte yatan kuzuya Açıklama Beşikte yatan varlık bebektir. Bebek kullanılmamıştır. Bebek kuzuya benzetilmiştir. Benzeyen bebek , benzetilen kuzudur. Burada benzetilen öge kullanıldığı için açık istiaredir. Can kafeste durmaz uçar,Dünya bir han konan göçer. Açıklama Kafeste kuş bulunur. Kuş kullanılmamıştır. Can uçması ifadesiyle kuşa benzetilmiştir. Benzeyen can, benzetilen kuştur. Benzeyen kullanıldığı için yani güçsüz olan var olduğu için kapalı istiare vardır, diyebiliriz. Karadutum, çatalkaram, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Açıklama Örnekte sevgili karadut, çingene… benzetilmiş. Sevgili kelimesi kullanılmamış. Benzeyen sevgili, benzetilen karadut, çatalkara, çingene… olduğu için güçlü unsur benzetilen kullanıldığı için açık istiare diyebiliriz. Karıştır çayını zaman erisin Köpük köpük, duman duman erisin Açıklama Çayın içinde eriyen unsur şekerdir. Zaman şekere benzetilmiştir. Zaman benzeyen, şeker benzetilen unsur olarak kullanılmıştır. Dizelerde benzeyen unsuru yani güçsüz unsur kullanıldığı için kapalı istiaredir. 3 Teşhis Kişileştirme İnsana ait bir özelliğin insan dışındaki varlıklara verilmesine teşhis sanatı yani kişileştirme diyoruz. Kişileştirmenin diğer adı teşhistir. İçinde bulunan şahıs kelimesinden gelmektedir. Şahıs kelimesinden kişiyi aklımıza getirerek Teşhis sanatının kişileştirme sanatı olduğunu hatırlayabiliriz Bir yağmur başlar ya inceden ince Bak o zaman topraktaki sevince Kuşlar senin uzak diyarlara gittiğini söylediler bana. Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi Açıklama Toprağın sevinmesi, kuşların konuşması sesin gezinmesi özellikleri insana ait özellikler iken insan dışındaki varlıklara verilerek teşhis kişileştirme sanatından yararlanılmıştır, diyoruz. 4 İntak Konuşturma İnsan dışındaki varlıkların konuşturulmasına intak sanatı denir. İntak sanatının konuşturma sanatı olduğunu son harfinden hatırlayabiliriz. Burada bir varlık bir şey söylemesi gerekiyor. Mesela dal konuştu intak sanatı olmaz çünkü dalın söylediği ifade kullanılmamıştır. Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna-Tenimde bir yara işler gibisin. Küçük bir çeşmeyim yurdumun Unutulmuş bir dağında Açıklama Dal ve çeşmenin konuşmasıyla intak sanatı kullanılmıştır. NOT İntak sanatının bulunduğu her yerde teşhis sanatı vardır fakat teşhis sanatının bulunduğu her yerde intak sanatı yoktur. 5 Mecaz-ı Mürsel Ad Aktarması, Düz Değişmece Bir sözcüğü benzetme amacı gütmeden başka bir sözcüğün yerine kullanma sanatıdır. Bir sözcüğün yerine başka bir sözcük getirirken asıl sözcük ile gelecek sözcük arasında çeşitli ilişkiler kurulur. Yazar-yapıt, neden-sonuç, iç-dış, parça-bütün bu ilişkilerden bazılarıdır. Ne zamandır evde tencere kaynamıyor. Açıklama Kaynayan tencere değil içindeki sözcük yemek yerine tencere yemek tencereye benzetilmemiştir dikkat! Örnekte iç-dış ilişkisi vardır, diyebiliriz. Rahmet yağdı, şenlendirdi bağ bahçeyi. Açıklama Yağmur asıl sözcüktür. Yağmurun yağması sonucunda rahmet oluştuğu için neden-sonuç ilişkisi kurularak mecaz-ı mürsel yapılmıştır, rahmete benzetilmemiştir sakın öyle bir hataya düşmeyelim. 6 Tezat Karşıtlık, Zıtlık Birbirine karşıt olan durum veya kelimelerin bir arada kullanılmasıdır. Tezat sözcüğünün içindeki zıt kelimesinden zıtlık sanatı olduğunu akılda tutabiliriz. Karşıtlık olarak bilinen söz sanatı tezattır. Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdüKar değil, gökyüzü yağan beyaz ölümdü Ben de gördüm güneşin doğarken battığınıEsrarlı bir bakışın gönlü kapattığını Açıklama Beyaz-kara karşıt anlamlı sözcüklerdir. Doğ- ve bat- karşıt olaylardır. Zıt anlamlı sözcükler bir arada kullanıldığı için tezat sanatından faydalanılmıştır, diyebiliriz. 7 Kinaye Söz Sanatı Bir sözcüğün hem gerçek hem de mecaz anlamının kullanılması sanatıdır. Şairin amacı burada gerçek anlamı verip uzak anlamı ifade etmektir. Amaç daha kapalı bir anlatım ortaya koymaktır. Önemli! Günlük hayatta kullandığımız kinaye ile edebiyatta kullanılan kinaye farklıdır. Günlük hayatta kullandığımız kinayenin karşılığı tariz yani iğneleme sanatıdır. Bu bilgiye dikkat etmeliyiz. Bulamadım dünyada gönüle mekânNerde bir gül bitse etrafı diken Açıklama Gerçek anlamı gülün etrafında dikenlerin olmasıdır. Fakat şair bize nerde gül bitse yani nerede bir güzellik, iyilik varsa etrafının kötülüklerle çevrili olmasından bahsetmiştir. İfadenin hem gerçek hem de mecaz anlamı kullanıldığı için kinaye sanatı vardır. Dadaloğlu’m der ki belim büküldüGözümün cevheri yere döküldü Açıklama Dadaloğlu gerçek anlamıyla belinin büküldüğünü söyleyebilir ama burada dünyanın sıkıntısı, çilesinden çok çektiğini ifade etmek için mecazi olarak belinin büküldüğünü ifade etmiştir. Beli bükülmek ifadesi gerçek ve mecaz anlamıyla kullanıldığı için kinaye sanatı vardır, diyebiliriz. 8 Tevriye Sanatı İki anlamlılık demektir. Kinaye ile karıştırmamalıyız. Burada yakın anlam ve uzak anlam vardır. Sanatçı yakın anlamı verip uzak anlamı kastetmek ister. Bir buse mi bir gül mü verirsin dedi gönlümBir nim tebessümle o afet gülü verdi Açıklama Gülü verdi ifadesinde ilk aklımıza gelen gülü uzatmasıdır çünkü ilk dizede gülü vermesi ifadesi kullanıldığı için. Fakat şair burada gülü verdi derken gülmek eylemini gerçekleştirdiğinden bahsetmektedir. Yakın anlamını verip uzak anlamını kastettiği için tevriye sanatı kullanılmıştır. Âvâzeyi bu aleme Dâvud gibi salBâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş Açıklama Yukarıdaki dizeler Bâki’ye aittir. Dizedeki baki adı aklımıza ilk şairin adını getirmektedir. Oysa Bâki burada baki sözcüğünün sonsuz ebedi olması anlamıyla kullanmıştır. Yani yakın anlamı şairin adı uzak anlamı ise sonsuz anlamıdır. Yakın ve uzak anlam bir arada kullanıldığı için tevriye sanatı yapılmıştır. 9 Tenasüp Uygunluk Birbiriyle alakası bulunan en az üç kelimenin kullanıldığı sanatın adıdır. Artık demir almak günü gelmişse zamandanMeçhule giden bir gemi kalkar bu limandan Yunus ki nergiste güler, gülde kanarKırlarda gelincikte onun bağrı yanar Açıklama Yukarıdaki dizelerde demir almak, gemi, liman sözcüklerinin arasında bir ilişki vardır. Hepsi denize ait unsurlardır. Nergis, gelincik, gül arasında da vardır şair çiçekleri sıralamıştır. Birbiriyle ilgisi bulunan kelimeler bir arada kullanıldığı için tenasüp sanatı vardır, diyoruz. 10 Telmih Hatırlatma Herkes tarafından bilinen olayın, hikayenin, fıkranın, peygamber kıssasının savaşın ya da şahsiyetin küçük ipucuyla hatırlatılmasına telmih sanatı denir. Telmih sanatını görebilmek için peygamber kıssalarının ve halk hikayeleri bilmemiz gerekir. Telmih söz sanatının örnekleri aşağıdaki gibidir Âşık dediğin Mecnun misali körNe bilsin alemde ne mevsimidir Açıklama Dizelerdeki Mecnun bize Leyla ile Mecnun hikayesini hatırlatır. Bu nedenle telmih sanatı vardır, diyebiliriz. Gökyüzünde İsa ileTur Dağı’nda Musa ileElindeki asa ileÇağırayım Mevla’m seni Açıklama Hz. İsa’nın gökyüzüne yükseltilmesi, Hz. Musa’nın Tur Dağı’nda Allah ile konuşması ve Hz. Musa’nın asasının yere atıldığında yılana dönüşmesi hadiseleri bize hatırlatılmıştır. Telmih sanatına başvurulmuştur, diyebiliriz. 11 Hüsn-ü Talil Güzel Nedene Bağlama Bir olaya gerçek sebebinin dışında farklı bir sebep yüklemektir. Güzel nedene bağlama sanatıdır. Hüsn-ü talil örnekleri aşağıdaki gibidir Sen gittin yaslara büründü cihanSoluyor dallarda gül dertli dertli Açıklama Güllerin solması doğa olayı iken sevgilinin gidişine bağlanmıştır. Gülün solması başka bir nedene bağlandığı için hüsn-ü talil sanatından yararlanılmıştır. Sen gülünce güller açar GülpembeDereler seni söyler, sevinirdik Gülpembe Açıklama Güllerin açmasını Gülpembe’yi görmesine bağlamıştır. Güllerin açması doğa ait bir döngü iken farklı bir nedene bağlandığı için hüsn-ü talil sanatından faydalanılmıştır. 12 Mübalağa Abartma Anlatılmak istenen düşünceyi daha büyüterek ya da daha da küçülterek anlatma sanatıdır. Mübalağa örnekleri aşağıdaki gibidir Güllü dibâ giydin amma korkarım âzâr ederNâzenînüm saye-i hâr-ı gül-i dîba seni Açıklama Nazlı sevgilim güllü elbise giydin ama korkarım güllü elbisenin dikeninin gölgesinin seni incitmesinden, demiş Nedim. Bu dizelerin ardından edebiyatımızın en büyük mübalağa ustası Nedim desek çok da abartmış olmayız sanki 🙂 Nedim güllü elbisenin dikenli gölgesinden sevgilisinin incineceğini düşünerek mübalağa sanatını göklere kadar çıkarmıştır, diyebiliriz. 13 Tecahül-ü Ârif Bilmezden Gelme Ârif bilmek demektir. Tecahül-ü arif ise bilmezden gelmek yani bilmiyormuş ya da yeni öğrenmiş gibi davranma sanatıdır. Tecahül-ü Arif söz sanatının örnekleri aşağıdaki gibidir Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz Geç fark ettim taşın sert olduğunuSu insanı boğar, ateş yakarmış Açıklama Şakaklarına karın yağmadığını ihtiyarlıktan beyazladığını biliyor, yüzün kendisine ait olduğunu biliyor fakat bilmiyormuş gibi sert olduğunu, suyun boğduğunu, ateşin yaktığını biliyor fakat ilk kez öğrenmiş gibi yapıyor. Yani bilip de bilmezden geliyor bu da aklımıza tecahülü arif sanatını getiriyor. 🙂 14 Tariz İğneleme Alay etme, yermek, sitem, iğneleme amacıyla söylenen sözün tam tersini kastetmektir. Tarz örnekleri aşağıdaki gibidir Bana Tahir Efendi kelb demişİltifatı bu sözde zahirdirMaliki mezhebim benim ziraİtikadımca kelb Tahirdir kelbköpektahirtemiz AçıklamaTahir Efendi bana köpek demiş. İltifatı bu sözde mezhebim Malikidir. Mezhebimce köpek temizdirtahirdir dizeleri Nefi’ye aittir. Edebiyatımızın hiciv ustasına yani sizce ona köpek diyen birine bu kadar sakin cevap verir mi Nef ? Elbette hayır. Ona köpek diyen Tahir Efendi’ye köpek sensin demek istemiş. İnce bir nükteyle bunu dile getirmiştir. 15 İrsal-i Mesel Şiirde atasözünün kullanılmasıdır. İrsal-i Mesel söz sanatının örnekleri aşağıdaki gibidir Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabındanZira yumuşak huylu atın çiftesi pektir. Açıklama Yumuşak atın çiftesi pektir atasözü kullanıldığı için irsali mesel sanatından faydalanılmıştır. 16 İstifham Soru Sorma Şairin cevabını bildiği sorunu, soru şeklinde ifade etmesine istifham sanatı denir. İstifham söz sanatının örnekleri aşağıdaki gibidir Olur mu dünyaya indirsem kepenk?Gözyaşı döksen Nuh tufanına denk Açıklama Dünyaya kepenk indiremeyeceğini biliyor fakat dizede bu soruya yer verdiği için istifham sanatına başvurulmuştur, diyebiliriz. 17 Leffü Neşr Açma ve Yayma, Simetri İki dizedegeçen kelimeler arasında ilginin bulunmasıdır. Tenasüp sanatıyla ilgisi bulunan kelimelerin farklı dizelerde yer alması gerekir. Masallarda, türkülerde, cönklerdeSeni buldum, seni duydum, seni okudum Açıklama Masal→ buldum, türkü→ duydum, cönk→ okudum İfadesinden kelimeler arasındaki uyum simetrik bir şekilde verilmiştir. Bu nedenle burada leffü neşr sanatı vardır, diyebiliriz. 18 Nida Seslenme sanatıdır. Ey, ya, hey, bre, behey, vay gibi ünlemleri gördüğümüz an nida yani seslenme söz sanatı vardır, diyebiliriz. Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü! Ey benim sarı tanburam!Sen ne için inilersin? Açıklama Ey seslenme ünlemi kullanıldığı için nida sanatı vardır, diyebiliriz. 19 Seci Düzyazıdaki nesir kafiyedir. Seciyi gördüğümüz an aklımıza divan edebiyatının süslü nesri gelmeli. Hatırlayalım divan sanatçıları şekle çok önem verirlerdi bunu düzyazıda da sürdürmüşler ve cümlelerin uyumlu olmasına dikkat etmişlerdir. Bu şekilde seci söz sanatı oluşmuştur. İlahi, kabul senden, ret senden; şifa senden, dert senden…İlahi, iman verdin, daim eyle, ihsan verdin, kaim eyle! Açıklama ret-dert, iman-ihsan, daim-kaim ifadeleriyle düzyazıda uyum oluşturulduğu için seci sanatı vardır. 20 Cinas Okunuşları ve yazılışları aynı anlamları farklı kelimelerin dizenin sonunda kullanılmasıdır. Yani hepimizin bildiği sesteşlik sadece burada adı cinas söz sanatı olmuştur. Kalenin ardında üç ağaç incirÇekme zincirleri kolları incir Açıklama İlk dizede meyve olan incirden bahsedilirken ikinci dizede incimek eylemi kullanılmıştır. Yazılışı aynı fakat anlamları farklı olduğu için cinas sanatı kullanılmıştır. Söz Sanatları Örnek Soru Çözümü Söz Sanatları konusunu tam olarak anlamak için bol bol soru çözümü yapmak da çok önemli. Konu anlatımı yazımıza da göz attıktan sonra, kendi kaynaklarından sonra MEB Kaynaklarına da göz atmanı tavsiye ediyoruz. Kunduz’da şu ana kadar, Söz Sanatları konulu binlerce soru alanında uzman Türkçe eğitmenleri tarafından çözüldü. Şimdi o sorulardan biri senin için burada. Daha fazla Söz Sanatları sorusu ve detaylı çözümleri aşağıda! ☀️☀️☀️ Her ders için değişmeyen kilit nokta bol bol soru çözümü ile pratik yapmak. Çözemediğin sorulara yanıt bulmak istiyorsan sınava hazırlık sürecinde Kunduz hep yanında! Profesyonel eğitmenler tarafından hazırlanan Soru Çözümü, binlerce soru ve çözümden oluşan Soru Bankası hizmetlerimizden senin için hazırlanmış , tüm konuları öğrenebileceğin premium içerik ders videolarını incelemeyi unutma! HİKÂYE NEDİR? HİKÂYENİN TANIMI! Hikâye, yaşanmış ya da tasarlanmış bir olayın kişi, yer ve zaman unsurlarıyla birlikte anlatıldığı edebi metin türüdür. Hikâye, çoğunlukla gerçeğe yakın olması yönüyle masaldan; daha kısa ve kolay anlaşılır olması yönüyle romandan ayrılır. Hikâyede olaylar karmaşık değildir. Kişiler ise belli özellikleriyle ön plana çıkar. Ayrıca çok fazla olay örgüsü ve karakter içermez. Roman kadar uzun soluklu olmadığından, okuyucuyu anında kendine çekebilme özelliğine sahiptir. HİKÂYELERİN ÖZELLİKLERİ yaşamının belli bir bölümü ele alınır. ve zaman kavramı vardır. veya bir durum söz konusudur. amaç; düşündürmek değil, duygulandırmak ya da heyecanlandırmaktır. ya da düş ürünü bir olay kısa şekilde anlatılır. ayrıntıya girilmeden bir olay çerçevesinde olaylar yüzeysel ele alınır. konusu gerçek bir olaydan alınabileceği gibi tümüyle hayal ürünü de olabilir. olağanüstü, fantastik, masalımsı olaylara, kişilere pek yer verilmez. Gerçekliğe bağlı kalınır. belli bir olay öne çıkarılır. Bu olayın çevresinde bulunan kişi ve yerler sınırlıdır. çatışma romana göre daha kolay fark edilir. olayın geçtiği yerler ve zaman sınırlıdır. seçilmiş bir olay, bir durum, özel bir an, bireyin iç dünyasında belli bir duyarlık noktası ya da dikkatlerden kaçan bir ayrıntı üzerinde yoğunlaşarak okuyucuya hayatla ilgili mesajlar verir. romandaki gibi uzun psikolojik çözümlemelere, çevre, ortam, kişi tasvirlerine yer verilmez. özlü, yoğun ve sürükleyici bir anlatım vardır. Bu yüzden hikayeler bir çırpıda okunabilen, eğlenceli türlerdir. genellikle öyküleyici ve betimleyici anlatım türlerinden yararlanılır. genellikle di’li geçmiş zaman kipinde kullanılır. Konu yazarın kendi ağzından veya kahramanın dilinden aktarılır. edebiyatında Boccacionun Bokasyo, “Decameron Dekameron adlı hikâyeleri bu türün ilk modern örnekleri kabul edilir. modern anlamda edebî tür hâline gelmesi 19. yüzyıl yazarlarının metinleriyle mümkün olmuştur. Özellikle Fransız yazar MaupassantMaposan ve Rus yazar Çehov, kendi adları ile anılan hikâye tarzlarının kurucuları arasında yer alır. Modern anlamda hikâyenin Türk edebiyatında görülmesi Tanzimat Dönemi’ne rastlar. Ahmet Mithat Efendinin “Letaif-i Rivâyat” adlı eseri ile Samipaşazade Seazinin “Küçük Şeyler” adlı eserleri bu türün Tanzimat Dönemi’ndeki en önemli örnekleridir. Halit Ziya Uşaklıgilin hikâyeleri ile hemen arkasından Ömer Seyfettin yazdığı hikâyeler bu türün gelişmesini sağlar. Refik Halit Karayın “Memleket Hikâyeleri“, Sabahattin Alinin “Ses” ile “Kağnı“, Sait Faikin “Sarnıç” ile “Semaver” adlı kitapları bu türün nitelikli örneklerindendir. HİKÂYENİN UNSURLARI Hikâyeler; olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, konu, tema, çatışma, anlatıcı ve bakış açısı gibi unsurlardan oluşur. Olay Örgüsü Hikâye kişileri arasında cereyan eden ve sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak gelişen organik bütüne olay örgüsü denir. Çatışma Hikâye kahramanları arasında oluşan dramatik anlaşmazlık veya aykırılığa çatışma denir. Çatışmalar genellikle insan ile insan, insan ile doğa, insan ile kendisi, insan ile toplum şeklinde kendini gösterir. Hikâye kişileri Hikâyenin unsurlarından olan kişiler iki farklı özellikte karşımıza çıkar. Hikâye metinlerinde olayın merkezinde yer alan ve ait olduğu toplumsal sınıfın özelliklerini taşıyan kişiye tip denir. Toplumsal bir sınıfı ya da zümreyi değil de sadece kendini temsil eden kişiye karakter denir. Zaman ve mekân Hikâyelerde zaman ve mekân gerçeğe yakındır. Genellikle belirli bir zaman ve mekân unsurları kullanılmaktadır. HİKÂYE TÜRLERİ Olay Hikâyesi Maupassant Tarzı Hikâye İlk örneklerini Fransız yazar Guy de Maupassant vermiştir. Olay örgüsü; kişi, zaman ve mekâna bağlıdır. Önce gerilimin arttığı bu hikâye türünde gözlem son derece önemlidir. Bu hikâyeler çarpıcı bir sonla olaylar çözüme kavuşturulur. Olay hikâyesi; serim, düğüm ve çözüm bölümünden oluşur. Merak ve heyecan uyandırma ön plandadır. Olay anlatımına ağırlık verilir. İdeal karakterlere yer verilir. Bir ileti etrafında gelişir. Serim Olayın geçtiği yeri, zamanı ve kişilerinin betimlendiği bölümdür. Düğüm Olayın neden-sonuç ilişkisine bağlı olarak geliştiği ve merak unsurunun zirveye çıktığı bölümdür. Çözüm Merak edilen soruların çözüm bulduğu, merak unsurunun giderildiği bölümdür. ÖNEMLİ Olay hikâyesinin Türk edebiyatındaki kurucusu Ömer Seyfettin’dir. Diğer önemli temsilcileri Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabahattin Ali… Durum Hikâyesi Çehov Tarzı Hikâye İlk örneklerini Rus yazar Anton Çehov vermiştir. Konular genellikle günlük yaşamdan seçilir. Günlük hayatın herhangi bir kesitini alıp anlatır. Olay hikâyesindeki gibi serim, düğüm, çözüm bölümleri bulunmaz. Bu tarz hikâyelerde zaman ve mekân belirsiz olabilir. Bu hikâyelerde zaman, mekân ve kahramanların yaşamları sezdirme yoluyla verilmeye çalışılır. Olay ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır. Kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. Olay değil, tema önemlidir. Durum hikâyesinde amaç; insanların davranışları, düşünceleri, ikili ilişkileri karşısında gösterdiği tepkiyi göstermektir. ÖNEMLİ Durum hikâyesinin Türk edebiyatında iki önemli temsilcisi vardır Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal. Olay Hikâyesi ile Durum Hikâyesi Arasındaki Farklar Olay Hikâyesi Serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur. Ağırlık noktası olaydır. Merak ögesi canlı tutulmuştur. Şaşırtıcı, beklenmedik bir sonla biter. Hareket ön plandadır. Genellikle Öyküleyici anlatım kullanılır. Durum Hikâyesi Serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunmaz. Ağırlık noktası durumdur. Merak ögesi geri plandadır. Bitmemişlik duygusu söz konusudur. Durağan bir akış vardır. Psikolojik tahliller geniş yer tutar. Öyküleme hikâye etme Kurgulanmış ya da yaşanmış bir olayın bir başkasına söz ya da yazıyla aktarılmasına öyküleme hikâye etme denir. Betimleme Tasvir etme Bir varlığın ya da yerin özellikleri, insan zihninde uyandırdığı izlenimleri sözcükler aracılığıyla inanın gözünün önüne getirecek şekilde anlatılmasına betimleme denir. İç konuşma İç monolog Anlatmaya bağlı sanatsal metinlerde anlatılmak istenen şeylerin kahramanın zihninden geçenler şeklinde okuyucuya aktarılmasına denir. Unutma Öykülemede hareket vardır. Televizyon izlemek gibidir. Betimlemede ise, hareket yoktur. Fotoğraf veya resim gibi insan zihninde yer edinir. Diyalog tekniği Anlatmaya bağlı edebi metinlerde en az iki kişinin karşılıklı konuşmalarına dayanan türdür. Hikaye Türünün Tarihi Gelişimi Dünya Edebiyatında Hikaye Dünya edebiyatında hikaye türünün kurucusu İtalyan yazar Boccacio’dur. En Önemli öykü kitabı ise Decamerondur. Hikaye türünün diğer önemli yazarları Rusya’da Çehov, Fransa’da Maupassant, Amerika’da O’Henry Türk Edebiyatında Hikaye Türk edebiyatımızda modern hikayeden önce “halk hikayesi, destan, masal efsane, mesnevi” türlerinde öykünün yerini tutan, anlatma ihtiyacını karşılayan ürünler vardı. Modern hikaye örneklerimiz Tanzimat dönemi ile birlikte görülür. Modern öyküye geçişin ilk örneği Emin Nihat’ın masal özellikleri taşıyan “Müsameretname” adlı eseridir. Türk edebiyatımızda ilk hikaye örneği Ahmet Mithat Efendinin “Letaif-i Rivayat” adlı eseridir. Batılı anlamdaki öykü örneğini ise Türk edebiyatımızda ilk Sami Paşazade Sezai “Küçük Şeyler” adlı eseriyle vermiştir. Öykü asıl gelişimini edebiyatımızda Servett-i Fünün ve Mili edebiyat döneminde sağlamış, Cumhuriyet döneminde ise bunu pekiştirmiştir. Türk edebiyatımızdaki en önemli öykü yazarları; Sait Faik Abasıyanık, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket Esendal, Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Aziz Nesin ve Haldun Taner’dir Anlatmaya Bağlı Edebi Metinlerde Anlatıcı Anlatıcı Olay örgüsüyle oluşan edebi metinlerde okura olayı aktaran kişidir. Anlatıcı eseri yazan kişi değildir. Eseri yazan gerçek kişidir. Edebi metinlerde olayı aktaran ise hayali kişidir. Edebi metinlerde olay birinci kişi ben veya üçüncü kişi o ağzından aktarılır. Anlatım üç bakış açısıyla aktarılır Hâkim İlahi – Tanrısal bakış açısı Anlatıcı kendisinden bahsetmez. tekil kişiyi o kullanır. Anlatıcı bu bakış açısında her şeyi bilir. Anlatıcı her zamanda ve her yerdedir. Olayı ve eserlerdeki kahramanları her yönüyle bilir. Olayın psikolojik yönünü iyi tahlil eder. Kahramanların duygu ve düşüncelerini, akıllarından geçen her şeyi bilir. Önemli İnsanın aklından geçen ne varsa anlatıcı bunu aktarıyorsa bu kesinlikle hâkim bakış açısıyla yazılmıştır. Kahraman bakış açısı Anlatıcı olayın kahramanıdır. Olaylar başkarakterin ağzıyla anlatılır. Anlatıcı görüp yaşadıklarını anlatır. Bunun dışına çıkamaz. Bundan dolayı da anlattıkları sınırlıdır. Anlatıcı bu tarz hikâyelerde sadece duyulan, görülen, yaşanılan ve bilinen olaylardan bahsedebilir. Gözlemci bakış açısı Kameraman Olayların kamera sessizliğinde anlatılmasıdır. Olaylara müdahale etmez. Olaylarda taraf tutmaz. Etrafında olup bitenleri bir kamera gibi izler. Tarafsız bir tutumla gördüklerini okura anlatır. Sait Faik Abasıyanık 1906 – 1954 Durum Çehov tarzı hikâyesinin Türk edebiyatındaki kurucusudur. Klasik hikâye tarzını yıkıp yerine duruma dayalı hikâyeleri getirmiştir. Hikâye kahramanlarını usta ve şiirsel bir dille ele almış hem iyi hem de kötü yönlerini birlikte vermiştir. Hikâyelerinde toplumsal sorunlardan çok bireyin sorunlarına yönelmiştir. Hikâyelerinde ele aldığı kişiler genellikle alt tabakadaki insanlardır. Hikâye, şiir, röportaj ve roman türlerinde eser verdi. Hikâyelerinde mekân olarak genellikle İstanbul’u seçen yazar Adalar’a, özellikle de Burgazada’ya önem verdi. Balıkçılar, işsiz insanlar, kahvelerde pinekleyenler, garip insanlar ele aldığı karakterlerden bazılarıdır. Eserlerinde diyalog ve iç konuşma anlatım tekniklerinden yararlandı. Hikâyeleri Semaver, Sarnıç, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Son Kuşlar ve Alemdağ’da Var Bir Yılan Romanları Medarı Maişet Motoru, Kayıp Aranıyor Post Views 377 İfadeye zenginlik katmak, anlatımı güçlendirmek gibi amaçlarla kullanılan ifadelere “edebi sanat” ya da “ söz sanatları” denir. Teşbih Aralarında ilişki bulunan iki kavram ya da varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir. Bir benzetmede 4 temel öge bulunur Benzeyen Bir güçlü özellik kazanacak olandır. Benzetilen Güçlü özelliğe sahip olup onu “benzeyen”e verecek olandır. Benzetme Yönü Güçlü olanın güçlü özelliğidir. Bu özellik açısında benzetme gerçekleşecektir. Benzetme Edatı Benzetmede kullanılan edatlardır. gibi, kadar ... Dört ögenin de kullanıldığı benzetmelere “tam teşbih” denilir Örnekler ​ Aslan gibi güçlü asker Asker güçlülük açısından aslana benzetilmiştir. Tilki gibi kurnaz çocuk Çocuk kurnazlık yönünden tilkiye benzetilmiştir. ​​ Benzetme ögelerinden birinin kullanılmadığı teşbihlere “kısaltılmış teşbih” denilir Örnekler ​ Babası aslan gibidir, dikkatli olmalısın. Benzetme yönü “güçlü” kullanılmamış. Benzeyen Benzetilen B. Edatı Yılan gibi adam Benzetme yönü “sinsi” kullanılmamış. Benzeyen B. Edatı Benzetilen Benzetme ögelerinden sadece benzeyen ve benzetilenin kullanıldığı benzetmelere “güzel benzetme” ya da “teşbih-i beliğ” denir. Örnekler Kömür gözlüm Kömür→ benzetilen / göz → benzeyen Kalem kaşlım kalem → benzetilen / kaş → benzeyen Aslan asker aslan → benzetilen / asker → benzeyen ​ ​ Teşhis Kişileştirme İnsan dışı varlık ya da kavramlara insana ait özellikler yüklemeye teşhis ya da kişileştirme denilir. Örnekler Mezarlıkta ağlayan selvileri görünce üzüldüm. Selvi ağaçlarının ağlaması Kuşlar toplanmış, sohbet ediyorlardı. Kuşların sohbet etmesi Bir balina köpek balığını azarlıyordu. Balinanın azarlaması İntakKonuşturma​ İnsan dışı varlıkların insan gibi konuşmalarına denilir. Aslan − Burası benim krallığım, dedi. Yukarıdaki örnekte aslan için kullanılan “dedi” yüklemi intak değil teşhistir. Çünkü bir şey demek insana ait bir özelliktir. Ancak dediği şey olan konuşmanın kendisi intaktır. Kısaca “ Burası benim krallığım” cümlesi intak, “dedi” sözcüğü ise teşhistir, diyebiliriz. Örnek Horoz − Bana bak kaz, canımı sıkmaya başladın! Kaz - Hadi ya, bak şimdi çok korktum! Tilki Sinsice arkadan yaklaşarak− Hey beyler, Birisi korkmaktan mı bahsetmişti? Mübalağa Abartma Söylenecek ya da yazılacak düşüncenin daha etkili olması için olduğundan fazlaymış gibi aktarılmasına denilir. Örnekler İçimde ateşler yanıyor. → Sıkıntılarını çokluğunu ya da büyüklüğünü anlatmak istemiş. ​Onu dünyalar kadar seviyorum.→ Sevgisinin büyüklüğü ifade etmiş. ​Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda.→ Şair çok şehit verildiğini ifade etmek istemiş. ​Evliya Çelebi Erzurum’da, “Damdan dama atlarken bir kedi havada donmuş, bahar gelince çözülmüş karşı dama düşmüş, sonra da gitmiş.” şeklindeki cümlesi ile Erzurum’un kışlarının sertliğini anlatmak istemiştir. '9 sınıf edebiyat' için 10000+ sonuç Roman Bulmaca 9. sınıf Dünya Tarihi Edebiyat Türk Destanları Grup sıralaması 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat Divan Edebiyatı Eşleştir 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat yazar eser yazar eser edebiyat Kelime avı 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat Yazım Kuralları - 2 Doğru veya yanlış İlköğretim 3. sınıf 4. sınıf ortaokul 5. sinif 6. sinif 7. sinif 8. sinif Orta öğretim 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat Türk Dili Türkçe Karışık yazar eser Bulmaca 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Üniversite Edebiyat Oyun sosyal çalışmalar Hikaye Eksik kelime Orta öğretim 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Üniversite Edebiyat Türk Dili

edebiyat söz sanatları 9 sınıf örnekleri