⛄ Ya Eyyühellezine Amenu La Tukaddimu Beyne

hSbz. Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali"Ey iman edenler! Gönülden gelen bir tövbe ile Allah'a yöneliniz. Belki Rabbiniz kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp gider de,'Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi affet, çünkü senin her şeye gücün yeter' derler."Mehmet Okuyan Kur’an Meal-TefsirEy iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz sizden kötülüklerinizi örter. Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri rezil etmeyeceği günde Allah sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Onların ışığı önlerinden ve sağlarından koşar ve "Rabbimiz! Işığımızı bizim için tamamla; bizi bağışla! Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin." Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiEy iman edenler, ALLAH'a yürekten tövbe edin ki Efendiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan bahçelere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, "Efendimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen her şeye gücü yetensin" iman edenler! Öğüt veren bir tevbe ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiEy inanıp güvenenler! Örnek bir dönüşle Allah'a dönün. Belki Sahibiniz, nebilerini ve inanıp güvenenleri müminleri aşağılamayacağı günde kabahatlerinizi örter de sizi içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştirir. Oraya gidecek olanların Nurları önlerini ve sağ yanlarını aydınlatır. Şöyle derler "Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Her şeye bir ölçü koyan sensin."Ali Rıza Safa Kur'an-ı Kerim GerçekEy inanca çağırılanlar! Yürekten pişmanlığınızı Allah'a gösterin.* Efendinizin, kötülüklerinizi örtmesi ve altlarından ırmaklar akan cennetlere sizi yerleştirmesi umut edilebilir. O gün, Allah, hem peygamberi hem de Onunla birlikte olan inananları utandırmayacaktır. Önlerinden ve sağ yanlarından aydınlıkları yayılır. Şöyle derler "Efendimiz! Aydınlığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz, Sen, her şeye Gücü Yetensin!"Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’anSiz ey iman edenler! Samimi bir kalp ile tevbe ederek içten bir sadakatle Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve Allah'ın peygamber ve ona katılarak iman edenleri mahcup etmeyeceği o gün, sizi zemininden ırmakların çağladığı cennetlere koyar Onlar önlerinden ve sağlarından ışık saçarlar ve şöyle dua ederler "Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla çünkü sen her şeye kadirsin!Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiEy iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah'a yönelin. Umulur ki Rabbiniz, çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler "Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen her şeye Kadir'sin, her şeye gücün yeter."Ali Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıEy iman edenler! Allah'a kesin nasuh bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla! Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin."Elmalılı sadeleştirilmiş Ey iman edenler, Allah'a öyle tevbe ile tevbe edin ki, nasuh gayet ciddi, samimi bir tevbe olsun! Ola ki Rabbiniz kusurlarınızı örter, Allah'ın peygamberi ve onun beraberinde iman edenleri utandırmayacağı günde sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşacak, şöyle diyecekler "Ey Rabbimiz, bizlere nurumuzu tamamla ve bizi bağışla; şüphesiz ki sen her şeye kadirsin!"Muhammed Esed Kur'an MesajıSiz ey imana ermiş olanlar! Gönülden tevbe ederek Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz kötü fiilerinizi yok eder ve Allah'ın Peygamberi ile o'nun inancını paylaşanları utandırmayacağı o Gün, sizi içinden ırmaklar akan bahçelere koyar. Onlar, önlerinden ve sağ taraflarından hızla ışık yayarlar ve "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bu ışığımızı ebediyyen parlat ve günahlarımızı bağışla! Çünkü Sen her şeye kadirsin!"Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe MealiEy iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiEy o bütün iyman edenler! Allaha öyle tevbe edin ki nasuh gayet ciddi, müessir, öğütcü bir tevbe olsun, gerek ki rabbınız sizden kabahatlerinizi keffaretle örter de sizleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyar, o gün ki Allah Peygamberini ve onun maıyyetinde iyman edenleri utandırmıyacak, nurları önlerinde ve sağlarında koşacak, şöyle diyecekler ya rabbena! Bizlere nurumuzu tamamla ve bizleri mağfiretinle yarlığa, şübhesiz ki sen her şey'e Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiEy inananlar, Allah'a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter; Allah'ın, peygamberi ve onunla beraber inanmış olanları utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün onların nuru, önlerinden ve sağ yanlarından koşar. Derler ki "Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu, senin herşeye gücün yeter!"Ey inananlar, Tanrı'ya kesin nasuh bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Tanrı sizin kötülüklerinizi örter yükeffire ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Tanrı, Peygamberi ve onunla birlikte inananları küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin."Hasan Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimEy iman edenler, tam bir sıdk-u hulusa malik bir tevbe ile Allaha dönün. Olur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah peygamberini ve iman edib onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, nuurları önlerinde ve sağlarında koşacak, "Ey Rabbimiz, diyecekler, bizim nuurumuzu tamamla, bizi yarlığa. Şübhesiz ki Sen herşey'e hakkıyle kaadirsin".Ey iman edenler; Allah'a nasuh tevbesi ile tevbe edin. Umulur ki Rabbınız kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün, Allah; peygamberini ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacak. Onların nurları önlerinde ve sağlarında koşacak; Rabbımız, ışığımızı tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz ki Sen, her şeye kadirsin, Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı-Ey iman edenler, tam arınarak Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. O gün, Allah, Peygamberi ve onunla beraber iman etmiş olanları utandırmaz. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar. Rabbimiz, derler. Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün Yıldırım Kuran-ı Kerim ve MealiEy iman edenler! Samimi ve kesin bir dönüşle Allah'a tövbe ediniz! Böyle yaparsanız Rabbinizin sizin günahlarınızı affedeceğini, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğini umabilirsiniz. O gün Allah, Peygamberini ve onun beraberindeki müminleri utandırmaz. Onların nuru, önlerinden ve sağ taraflarından sür'atle derler onlar "Ey Kerim Rabbimiz! Nurumuzu daha da artır, tamamına erdir, kusurlarımızı affet, çünkü Sen her şeye kadirsin."Ahmed Hulusi Türkçe Kur'an ÇözümüEy iman edenler! Allah'a özden ve kesin bir tövbe ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi sizden örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere dahil eder. O süreçte Allah, O Nebi'yi ve Onunla beraber iman etmişleri rezil - rüsva etmez! Onların nuru, önlerinden ve sağ taraflarında koşar. Derler ki "Rabbimiz... Nurumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle... Muhakkak ki sen her şeye Kaadir'sin. "Edip Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran ÇevirisiEy inananlar, ALLAH'a yürekten tevbe edin ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan cennetlere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, 'Rabbimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen herşeye gücü yetensin,' Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'anEy iman edenler! Öğüt veren bir tövbe ile Allah'a tövbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." Khalifa The Final TestamentO you who believe, you shall repent to GOD a firm repentance. Your Lord will then remit your sins and admit you into gardens with flowing streams. On that day, GOD will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate in front of them and to their right. They will say, "Our Lord, perfect our light for us, and forgive us; You are Omnipotent."The Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationO you who believe, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will forgive your sins and admit you into estates with rivers flowing beneath them. On that Day, God will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."Edip-Layth Quran A Reformist TranslationO you who acknowledge, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will remit your sins and admit you into paradises with rivers flowing beneath. On that day, God will not disappoint the prophet and those who acknowledged with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say, "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things." 49-HUCURAT بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ ١ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَاتُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىِ اللّهِ وَرَسُولِه وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ سَميعٌ عَليمٌ 1 ya eyyühellezine amenu la tükaddimu beyne yedeyillahi ve rasulihi vettekullah innellahe semiun alim Ey iman edenler! geçmeyin Allah ve o’nun resulünün önüne ve Allah’tan korkun ve sakının şüphesiz Allah işiten, bilendir 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. lâ tukaddimû takdim etmeyin, öne geçmeyin, ileri gitmeyin 5. beyne yedeyi elleri arası, önü 6. allâhi Allah 7. ve resûli-hî ve onun resûlü 8. ve ittekû allâhe ve Allah’a karşı takva sahibi olun 9. inne allâhe muhakkak ki Allah 10. semîun en iyi işiten 11. alîmun en iyi bilen ٢ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَا تَرْفَعُوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِىِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ 2 ya eyyühellezine amenu la terfeu asvateküm fevka savtin nebiyyi ve la techeru lehu bil kavli ke cehri ba’diküm li ba’din en tahbeta a’malüküm ve entüm la teş’urun Ey iman edenler! seslerinizi yükseltmeyin nebinin sesinden daha üstte bir sesle ona bağırarak konuşmayın birbirinize bağırır gibi amelleriniz boşa gider sizin haberiniz olmadan 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. lâ terfeû yükseltmeyin 5. asvâte-kum sesleriniz 6. fevka üzerine 7. savti ses 8. en nebiyyi peygamber 9. ve lâ techerû ve cehren, bağırarak söylemeyin 10. lehu ona 11. bi el kavli sözü 12. ke gibi 13. cehri cehren, bağırarak 14. ba’di-kum li ba’din birbirinize 15. en tahbeta heba olması, boşa gitmesi 16. a’mâlu-kum amellleriniz 17. ve entum ve siz 18. lâ teş’urûne şuurunda olmazsınız, farkına varmazsınız ٣ اِنَّ الَّذينَ يَغُضُّونَ اَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللّهِ اُولءِكَ الَّذينَ امْتَحَنَ اللّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوى لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظيمٌ 3 innellezine yeğuddune asvatehüm inde rasulillahi ülaikel lezinemtehanellahü kulubehüm lit takva lehüm mağfiratüv ve ecrun aziym Gerçekten seslerini kısanlar var ya Allah’ın resulünün yanında Allah’ın imtihan ettiği kimselerdir kalplerini takva için onlar için mağfiret ve büyük bir ecir vardır 1. inne muhakkak 2. ellezîne onlar, o kimseler 3. yaguddûne kısarlar, alçaltırlar 4. asvâte-hum seslerini 5. inde yanında 6. resûli allâhi Allah’ın Resûlü 7. ulâike işte onlar 8. ellezîne onlar, o kimseler 9. imtehane imtihan etti 10. allâhu Allah 11. kulûbe-hum onların kalpleri 12. li et takvâ takva için 13. le-hum onlar için 14. magfiretun mağfiret 15. ve ecrun ve ecir, mükâfat 16. azîmun büyük ٤ اِنَّ الَّذينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَاءِ الْحُجُرَاتِ اَكْثَرُهُمْ لَايَعْقِلُونَ 4 innellezine yünaduneke miv verail hucürati ekseruhüm la ya’kılun Sana bağıranlar yok mu hücrelerin arkasından onlardan çoğunun akılları ermeyenlerdir 1. inne muhakkak 2. ellezîne onlar, o kimseler, olanlar 3. yunâdûne-ke sana seslenirler 4. min verâi arkasından 5. el hucurâti odalar 6. ekseru-hum onların çoğu 7. lâ ya’kılûne akıl etmiyorlar, akıl etmezler Sayfa515 ٥ وَلَوْ اَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتّى تَخْرُجَ اِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَحيمٌ 5 ve lev ennehüm saberu hatta tahruce ileyhim le kane hayral lehüm vallahü ğafurur rahiym Eğer onlar sabretselerdi çıkıncaya kadar sen onların yanına elbette onlar için hayırlı olurdu Allah bağışlayan, merhamet sahibidir 1. ve lev ve eğer, ise, olsa 2. enne-hum onların olması 3. saberû sabrettiler 4. hattâ tahruce sen çıkıncaya kadar 5. ileyhim onlara, onların yanına 6. le kâne mutlaka olurdu 7. hayran daha hayırlı 8. lehum onlar için 9. ve allâhu ve Allah 10. gafûrun mağfiret eden 11. rahîmun rahîm olan, rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nuru gönderen ٦ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوا اَنْ تُصيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلى مَافَعَلْتُمْ نَادِمينَ 6 ya eyyühellezine amenu in caeküm fasikum bi nebein fetebeyyenu en tüsiybu kavmem bi cehaletin fe tusbihu ala ma fealtüm nadimin Ey iman edenler! eğer bir fasık size haber getirirse onu hemen sorgulayın bilmeyerek bir kavme sataşırsanız sonrada yaptığınıza pişman olursunuz 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. in eğer 5. câe-kum size geldi 6. fâsikun bir fasık 7. bi nebein bir haber ile 8. fe o zaman 9. tebeyyenû beyan edin, araştırın 10. en tusîbû bir musîbet isabet ettirmeniz, kötülük yapmanız 11. kavmen bir kavim 12. bi cehâletin cehaletle, cahillikle, bilmeyerek 13. fe o zaman, o taktirde, sonra da 14. tusbihû olursunuz 15. alâ … a 16. mâ şey 17. fealtum yaptınız 18. nâdimîne pişman olanlar ٧ وَاعْلَمُوا اَنَّ فيكُمْ رَسُولَ اللّهِ لَوْ يُطيعُكُمْ فى كَثيرٍ مِنَ الْاَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلكِنَّ اللّهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ الْايمَانَ وَزَيَّنَهُ فى قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ اِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ اُولءِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ 7 va’lemu enne fiküm rasulellah lev yütiy’uküm fi kesirim minel emri le anittüm ve lakinnellahe habbebe ileykümül imane ve zeyyenehu fi kulubiküm ve kerrahe ileykümül küfra vel füsuka vel isyan ülaike hümür raşidun Bilin ki sizin içinizde Allah’ın resulü vardır eğer size tabi olsaydı bir çok işte, siz sıkıntıya girerdiniz lakin Allah size imanı sevdirdi onu kalbinizde ziynetledi güzelleştirdi size çirkin gösterdi küfrü, fıskı ve isyanı işte bunlar kemale erenlerin kendileridir 1. va’lemû ve bilin 2. enne olduğunu 3. fî-kum sizin içinizde 4. resûlu allâhi Allah’ın Resûlü 5. lev eğer, şâyet, ise, olsa 6. yutîu-kum size tâbî olur, uyar, itaat eder 7. fî kesîrin çoğunda 8. min el emri işlerden 9. le mutlaka 10. anittum siz sıkıntıya düşerdiniz 11. ve lâkinne ve lâkin, fakat 12. allâhe Allah 13. habbebe sevdirdi 14. ileykum size 15. el îmâne îmân 16. ve zeyyene-hu ve onu müzeyyen kıldı, süsledi 17. fî kulûbi-kum kalplerinizde 18. ve kerrehe ve kerih, çirkin gösterdi 19. ileykum size 20. el kufre küfrü 21. ve el fusûka ve fısk 22. ve el isyâne ve isyan 23. ulâike işte onlar 24. hum onlar 25. er râşidûne irşad olanlar ٨ فَضْلًا مِنَ اللّهِ وَنِعْمَةً وَاللّهُ عَليمٌ حَكيمٌ 8 fadlem minellahi ve ni’meh vallahü alimün hakim Allah’tan fazlı nimettir Allah, bilen, hikmet sahibidir 1. fadlen fazl 2. min allâhi Allah’tan 3. ve ni’meten ve bir ni’met 4. ve allâhu ve Allah 5. alîmun en iyi bilen 6. hakîmun hüküm ve hikmet sahibi ٩ وَاِنْ طَاءِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَاِنْ بَغَتْ اِحْديهُمَا عَلَى الْاُخْرى فَقَاتِلُوا الَّتى تَبْغى حَتّى تَفىءَ اِلى اَمْرِ اللّهِ فَاِنْ فَاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُوا اِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطينَ 9 ve in taifetani minel mü’mininaktetelu feaslihu beynehüma feim beğat ihdahüma alel uhra fekatilül leti tebğıy hatta tefie ila emrillah fe in faet feaslihu beynehüma bil adli ve aksitu innellahe yühibbül müksitiyn Eğer mü’minlerden iki taife savaşırlarsa hemen her birinin arasını bulun eğer vuruşurlarsa ikisinden biri diğerine saldıran tarafla savaşın Allah’ın emrine dönünceye kadar eğer dönerse yine aralarını adaletle bulun ve adil davranın şüphesiz Allah adaletle iş yapanları sever 1. ve ve 2. in tâifetâni eğer iki topluluk 3. min el mu’minîn mü’minlerden 4. iktetelû savaştılar 5. fe fakat, o zaman, o taktirde 6. aslihû ıslâh edin 7. beyne-humâ onların aralarını, o ikisinin arasını 8. fe fakat, o zaman, o taktirde 9. in eğer 10. begat zulmetti, tecavüzde bulundu 11. ihdâ-humâ ikisinden biri 12. alâ el uhrâ diğerine 13. fe fakat, o zaman, o taktirde 14. kâtilû savaşın 15. elletî ki o 16. tebgî zulmeder 17. hattâ oluncaya kadar 18. tefîe döner 19. ilâ emri allâhi Allah’ın emrine 20. fe bundan sonra, böylece 21. in fâet eğer dönerse 22. fe bundan sonra, böylece 23. aslihû ıslâh edin, düzeltin 24. beyne-humâ onların aralarını, o ikisinin arasını 25. bi el adli adaletle 26. ve aksitû ve adaletli olun 27. inne allâhe muhakkak ki Allah 28. yuhibbu sever 29. el muksitîne adil olanlar ١٠ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ 10 innemel mü’minune ihvetün feaslihu beyne ehaveyküm vettekullahe lealleküm türhamun Mü’minler ancak kardeştirler o halde iki kardeşinizin arasını düzeltin Allah’tan sakının ve korkun olur ki siz merhamet olunursunuz 1. innemâ sadece, ancak, oysa 2. el mû’minûne mü’minler 3. ihvetun kardeştirler 4. fe öyleyse 5. aslihû ıslâh edin 6. beyne arası 7. ehavey-kum kardeşleriniz 8. ve ittekû allâhe ve Allah’tan sakının, Allah’a karşı takva sahibi olun 9. lealle-kum umulur ki böylece siz 10. turhamûne rahmet olunursunuz ١١ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَاءٌ مِنْ نِسَاءٍ عَسى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِ بِءْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْايمَانِ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُولءِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ 11 ya eyyühellezine amenu la yeshar kavmün min kavmin asa ey yekunu hayram minhüm ve la nisaüm min nisain asa ey yekünne hayram minhün ve la telmizu enfüseküm ve la tenabezu bil elkab bi’se lismül füsuku ba’del iman ve mel lem yetüb fe ülaike hümüz zalimun Ey iman edenler! bir kavim başka bir kavim ile alay etmesin olur ki alay edilenler kendilerinden daha hayırlı olabilirler kadınlar diğer kadınları alaya almasınlar olur ki kendilerinden daha hayırlı olabilirler birbirinizi ayıplamayın ve kötü lakap takmayın ne kötü bir isimdir imandan sonra fasıklıkla adlanmak kim tövbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. lâ yeshar alay etmesin 5. kavmun bir kavmin 6. min kavmin bir kavim 7. asâ umulur ki, belki 8. en yekûnû olurlar 9. hayren daha hayırlı 10. min-hum onlardan 11. ve lâ nisâun ve kadınlar ….. olmasın, yapmasın 12. min nisâin kadınlar 13. asâ belki, umulur ki 14. en yekunne olurlar 15. hayren daha hayırlı 16. min-hunne onlardan 17. ve lâ telmizû ve ayıplamayın 18. enfuse-kum nefsleriniz, birbiriniz 19. ve lâ tenâbezû ve çağırmayın 20. bi ile 21. el elkâbi lâkaplar, takma isimler 22. bi’se ne kötü 23. el ismu isim 24. el fusûku fasık 25. ba’de sonra 26. el îmâni îmân 27. ve men ve kim 28. lem yetub tövbe etmez 29. fe ulâike işte onlar 30. humu onlar 31. ez zâlimûne zalimler Sayfa516 ١٢ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اجْتَنِبُوا كَثيرًا مِنَ الظَّنِّ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ تَوَّابٌ رَحيمٌ 12 ya eyyühellezine amenüc tenibu kesiram minezzanni inne ba’daz zanni ismüv ve la tecessesu ve la yağteb ba’duküm ba’da e yühibbü ehadüküm ey ye’küle lahme ehiyhi meyten fe kerihtümuh vettekullah innellahe tevvabür rahiym Ey iman edenler! zandan çokça sakının şüphe yok ki zannın bir kısmı günahtır birbirinizin kusurunu araştırmayın birbirinizin gıybetini yapmayın sizden biriniz sever mi? hiç ölmüş kardeşinin etini yemeyi tabi bundan tiksindiniz Allah’tan korkunuz şüphesiz Allah tövbeleri kabul eden, merhamet sahibidir 1. yâ eyyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. ectenibû çekinin, sakının 5. kesîren çok 6. min ez zannzanni zandan 7. inne muhakkak 8. ba’de bazısı, bir kısmı 9. ez zanni zan 10. ismun günah 11. ve lâ tecessesû ve tecessüs etmeyin birbirinizin gizli yönlerini, hatalarını araştırmayın, merak etmeyin 12. ve lâ yagteb ve gıybetini yapmasın arkasından çekiştirmesin 13. ba’du-kum sizin bir kısmınız 14. ba’dâba’den bir kısmı 15. e yuhibbu sever misiniz 16. ehadu-kum sizden biri 17. en ye’kule bir şey’i yemek 18. lâhme et 19. ehî-hi kardeşi 20. meyten ölü, ölmüş halde 21. fe işte böyle, elbette 22. kerihtumû-hu onu kerih gördünüz, tiksindiniz, ondan hoşlanmadınız 23. ve ittekû allâhe ve Allah’tan sakının, Allah’a karşı takva sahibi olun 24. inne allâhe muhakkak ki Allah 25. tevvâbun tövbeleri kabul eden 26. rahîmun rahîm olan, rahîm esması ile tecelli eden ١٣ يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَاءِلَ لِتَعَارَفُوا اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّهِ اَتْقيكُمْ اِنَّ اللّهَ عَليمٌ خَبيرٌ 13 ya eyyühen nasü inna halaknaküm min zekeriv ve ünsa ve cealnaküm şüubev ve kabaile li tearafu inne ekrameküm indellahi etkaküm innellahe alimün habir Ey insanlar! biz sizi erkek ve kadından yarattık sizi milletlere ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasınız gerçekten Allah’ın katında en iyiniz Allah’tan en çok korkup sakınanınızdır şüphesiz Allah bilir, haberdardır 1. yâ eyyuhâ ey 2. en nâsu insanlar 3. innâ muhakkak ki biz 4. halaknâ-kum yarattık sizi 5. min zekerin bir erkek 6. ve unsâ ve kadın 7. ve cealnâ-kum ve sizi kıldık, yaptık 8. şuûben şube, neseb, aynı soya mensup topluluk 9. ve kabâile ve kabileler 10. li teârefû tanışmanız için, birbirinizi tanımanız için 11. inne muhakkak ki 12. ekreme-kum sizin en çok kerim olanınız 13. inde allâhi Allah indinde, katında 14. etkâ-kum en çok takva sahibi olanınız 15. inne allâhe muhakkak ki Allah 16. alîmun en iyi bilen 17. habîrun haberdar olan ١٤ قَالَتِ الْاَعْرَابُ امَنَّا قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلكِنْ قُولُوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْايمَانُ فى قُلُوبِكُمْ وَاِنْ تُطيعُوا اللّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيًْا اِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَحيمٌ 14 kaletil a’rabü amenna kul lem tü’minu ve lakin kulu eslemna ve lemma yedhulil imanü fi kulubiküm ve in tüti’ullahe ve rasulehu la yelitküm min a’maliküm şey’a innellahe ğafurur rahiym Araplar biz iman ettik dedi de ki onlar daha iman etmediler lakin bizler teslim olduk deyin vaktaki iman sizin kalplerinize tam girdiği zaman eğer Allah’a itaat ederseniz ve o’nun resulüne sizin amelinizden hiçbir şey eksilmez şüphesiz Allah bağışlayan, merhamet sahibidir 1. kâleti dediler 2. el a’râbu Bedevî Araplar 3. amennâ biz îmân ettik, âmenû olduk 4. kul de, söyle 5. lem tû’minû âmenû olmadınız, Allah’a ulaşmayı dilemediniz 6. ve lâkin ve lâkin, ama, fakat 7. kûlû deyin, söyleyin 8. eslem-nâ İslâm olduk, teslim olduk 9. ve lemmâ yedhuli ve henüz dahil olmadı, girmedi 10. el îmânu îmân 11. fî kulûbi-kum kalplerinize 12. ve in ve eğer 13. tutîû allâhe Allah’a itaat edersiniz 14. ve resûle-hu ve onun resûlü 15. lâ yelit-kum size sizden eksiltmez 16. min a’mâli-kum sizin amellerinizden 17. şey’en bir şey 18. inne allâhe muhakkak ki Allah 19. gafûrun mağfiret edendir 20. rahîmun rahîm olan, rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nuru gönderen ١٥ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذينَ امَنُوا بِاللّهِ وَرَسُولِه ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فى سَبيلِ اللّهِ اُولءِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ 15 innemel mü’minunellezine amenu billahi ve rasulihi sümme lem yertabu ve cahedu bi emvalihim ve enfüsihim fi sebilillah ülaike hümüs sadikun Mü’minler ancak o kimseler ki Allah ve o’nun resulüne iman ederler sonra imanlarında şüpheye düşmezler cihat etmişlerdir malları ile canları ile Allah yolunda işte bunlar sadık olanların ta kendileridir 1. innemâ fakat, ancak, sadece 2. el mu’minûne mü’minler 3. ellezîne onlar, olanlar 4. âmenû âmenû oldular, inandılar 5. bi allâhi Allah’a 6. ve resûli-hî ve onun resûlü 7. summe sonra 8. lem yertâbû şüphe etmediler 9. ve câhedû ve cihad edenler 10. bi emvâli-him mallarıyla 11. ve enfusi-him ve canları, nefsleri 12. fî sebîli allâhi Allah’ın yolunda 13. ulâike işte onlar 14. hum onlar 15. es sâdikûne sadık olanlar, sadıklar ١٦ قُلْ اَتُعَلِّمُونَ اللّهَ بِدينِكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ مَا فِى السَّموَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَاللّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَليمٌ 16 kul etüallimunellahe bi diniküm vallahü ya’lemü ma fis semavati ve ma fil ard vallahü bikülli şey’in alim De ki siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Allah bilir göklerde ne varsa yerde ne varsa Allah her şeyi bilendir 1. kul de 2. e tuallimûne allâhe Allah’a mı öğretiyorsunuz 3. bi dîni-kum dîninizi 4. ve allâhu ve Allah 5. ya’lemu en iyi bilir 6. mâ fî es semâvâti göklerdeki şeyleri, göklerde olanları 7. ve mâ fî el ardı ve yerlerdeki şeyleri, yerlerde olanları 8. ve allâhu ve Allah 9. bi kulli şey’in herşeyi 10. alîmun en iyi bilen ١٧ يَمُنُّونَ عَلَيْكَ اَنْ اَسْلَمُوا قُلْ لَاتَمُنُّوا عَلَىَّ اِسْلَامَكُمْ بَلِ اللّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ اَنْ هَديكُمْ لِلْايمَانِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقينَ 17 yemünnune aleyke en eslemu kul la temünnu aleyye islameküm belillahü yemünnü aleyküm en hedaküm lil imani in küntüm sadikın Başlarına gelenleri senden biliyorlar islam’a girdikten sonra de ki bana mihnet edip durmayın müslüman olduğunuzu doğrusu Allah size mihnet eder islam dininin imanı ile size hidayet buyurduğu için eğer siz sadık kimselerseniz 1. yemunnûne minnet ediyorlar, başa kakıyorlar 2. aleyke sana 3. en eslemû İslâm’a girmeyi 4. kul de, söyle 5. lâ temunnû minnet konusu etmeyin 6. aleyye bana, beni 7. islâme-kum müslümanlığınızı, İslâmlığınızı, teslim olmanızı 8. beli hayır, aksine 9. allâhu yemunnu Allah minnet ettirir siz Allah’a minnettar olun 10. aleykum size 11. en hedâ-kum sizi hidayete erdirmesi, ulaştırması 12. li el îmâni îmâna 13. in kun-tum eğer siz iseniz 14. sâdikîne sadık olanlar, sadıklar ١٨ اِنَّ اللّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ وَاللّهُ بَصيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ 18 innellahe ya’lemü ğaybes semavati vel ard vallahü besiyrum bima ta’melun Muhakkak Allah bilir göklerin ve yerin gaybını Allah yaptığınız şeyleri görendir 1. inne allâhe muhakkak ki Allah 2. ya’lemu bilendir 3. gaybe gaybını 4. es semâvâti göklerin 5. ve al ardı ve yerin 6. ve allâhu ve Allah 7. basîrun görendir 8. bi mâ şeyleri 9. ta’melûne yaptığınız kur'an ı kerim'de birçok suresinde geçen bir uyarı nidasıdır. '' ey iman edenler!'' anlamına 17, 2010İçindekiler1 Ya Eyyühellezi ne demek?2 Tukaddimu ne demek?3 Innallahe Semiun alim hangi ayet?4 Faziletleri Hucurat suresi ne için okunur?5 Eyyühellezine amenu ne demek?6 Hucurat ne demek kelime anlami?7 Hucurat suresi anlamı nedir?8 Innallahe Semîun Alîm ne demek?Ya Eyyühellezi ne demek?"ya eyyühellezine amenu" başlığındaki entrylerin metinlerinde arama yapar. hepimizin aşina olduğu bir hitap biçimi. "ey iman edenler" anlamına gelir. bu hitap ile başlayıp gerisini hayal gücünüze göre sallasanız da kimse ne demek?Hucurat Suresi Tefsir Kur'an Yolu “Geçmeyin” şeklindeki tercüme, aslında geçişli olan lâ tükaddimû fiilinin nâdiren geçişsiz de olabileceği ve burada bu ikinci kullanımıyla yer aldığı yorumuna dayanmaktadır bk. Şevkânî, V, 68. Bazı kıraatlerde bu kelime, “geçmeyin” anlamında lâ tekaddemû şeklinde de Semiun alim hangi ayet?Hucurat/1 Hucurat suresi ne için okunur?Hucurat suresi hastalıklara şifa versin diye okunmaktadır. Hamile olan insanlar bebeklerini korumak içinde okuyabilmektedir. Hucurat suresi derdi olanların sıkıntıda olanların okuyabileceği bir suredir. Hucurat suresinin kanser hastalığına yakalanmış kişilere okunması tavsiye Kur'ân-ı Kerim'de “Yâ eyyühellezine âmenû”, yani “Ey îmân edenler!” kalıbıyla gelen ayetler ne demek kelime anlami?Hucurat Sözlük Anlamları Arapça 1. Hücreler odalar. 2. Kur'an-ı Kerim'in 49. suresinin suresi anlamı nedir?Sûre, adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. Hucurât odalar demektir. Burada aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar Semîun Alîm ne demek?Şüphesiz Allah işitendir, bilendir. 49-HUCURÂT 1. Ayet يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihî vettekûllâhvettekûllâhe, innallâhe semîun alîmalîmun. Bayraktar Bayraklı Ey iman edenler! Allah'ın ve Peygamberinin önüne geçmeyiniz. Allah'a saygı duyunuz. Şüphesiz ki Allah, işitendir; bilendir. Edip Yüksel Ey gerçeği onaylayanlar, ALLAH’ın ve elçisinin önüne geçmeyiniz. ALLAH’ı sayınız. ALLAH İşitir, Bilir. Erhan Aktaş Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasul’ünün iki eli arasında öne geçmeyin1. Allah’a karşı takva2 sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan’dır, Her Şeyi Bilen’dir. 1- Bu bir deyimdir. “El” ve “elin arası”; gücü, imkânı, bilgiyi, iradeyi ifade etmektedir. Bu deyimle kast edilen şudur Kendi görüş ve düşüncenizi vahyin önüne geçirmeyin. Kendi düşüncenizi vahiymiş gibi öne sürmeyin. Allah’ın vahyini kendinize malzeme yapmayın. 2- Korunma; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak. Muhammed Esed Siz ey imana ermiş olanlar! Allah'ın ve Elçisi'nin emrettiği şeyin önüne kendinizi koymayın, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Çünkü Allah, kuşkusuz her şeyi işiten, her şeyi bilendir. Mustafa İslamoğlu Siz ey iman edenler! Asla Allah'ın ve Elçisinin önüne geçmeyin ve sorumlu davranın çünkü Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir! Süleyman Ateş Ey inananlar, Allâh'ın ve Elçisinin önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allâh, işitendir, bilendir. Süleymaniye Vakfı Ey inanıp güvenenler! Allah’ın ve Elçisinin önüne geçmeyin[1]. Allah’tan çekinin; o dinler ve bilir. [*] Önüne geçmeyin manasını verdiğimiz kelime takdim kökünden “lâ tukaddimûلَا تُقَدِّمُوا” dür. Benzeşikmüteşabih ayeti Ahzab 33/36’dır. Allah ve Elçisi bir konuda karar verince artık o karar Kitapta doğrudan hikmet şeklinde bildirilmiş hükümlerdir. Örneğin, miras paylaşımı, savaş hukuku, boşanma hukuku böyledir. Elçi’ye itaat Allah’a itaattir çünkü elçinin getirdiği Allah’ın sözüdür. Yaşar Nuri Öztürk Ey iman edenler! Allah'ın ve resulünün önüne geçmeyin! Allah'tan korkun! Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince bilendir.

ya eyyühellezine amenu la tukaddimu beyne